ANADOLUYUM BEN TANIYOR MUSUN?
Yazan Yavuz Nufel   
Pazartesi, 04 Ekim 2010
"Anadolu'yum ben tanıyor musun?.."
2010-10-04 06:48:24
Anadolu için kültüre sanata aç demek büyük yanlışlık olur, kültür sanat söz konusu ise Anadolu için sanatı ve sanatçıyı besleyen bir “ Ana” demek en doğrusu…

Eskiden “Almancı” deyince akla,eş dost akraba ziyaretine gelen, Türkiye’de olmayan ya da az olan hediyeler getiren, hayatı garantide, esnafın yüzünü güldüren, döviz getiren yarma- bulgur götüren Anadolu insanı gelirdi… Avrupa’ya göçün 50.yılında klasik “ Almancı” tipiyle birlikte, Avrupa’daki insanlarımızın şeklide değişti, beklentileri de, getirdikleri hediyeler de, yatırım alanları da…  Bu değişimi kısır siyasi döngü içinde siyasi gündemi takip etmekten, bir kısım medyanın çizdiği Türkiye ve Avrupa portresinden başka gözü bir şey göremeyen insanların görmesi mümkün değildir…

 


"Anadolu'yum ben tanıyor musun?.."
2010-10-04 06:48:24
Anadolu için kültüre sanata aç demek büyük yanlışlık olur, kültür sanat söz konusu ise Anadolu için sanatı ve sanatçıyı besleyen bir “ Ana” demek en doğrusu…

Eskiden “Almancı” deyince akla,eş dost akraba ziyaretine gelen, Türkiye’de olmayan ya da az olan hediyeler getiren, hayatı garantide, esnafın yüzünü güldüren, döviz getiren yarma- bulgur götüren Anadolu insanı gelirdi… Avrupa’ya göçün 50.yılında klasik “ Almancı” tipiyle birlikte, Avrupa’daki insanlarımızın şeklide değişti, beklentileri de, getirdikleri hediyeler de, yatırım alanları da…  Bu değişimi kısır siyasi döngü içinde siyasi gündemi takip etmekten, bir kısım medyanın çizdiği Türkiye ve Avrupa portresinden başka gözü bir şey göremeyen insanların görmesi mümkün değildir…

  Almanya Kapadokya Kültür Derneği Başkanı Mümin Uluç, Türkiye’den ve Avrupa’dan 30 kadar şair ,yazar, gazeteci ile  6. Kez Avrupa’dan Anadolu’ya “ Kültür Çıkartması” yapıtı… 22 Eylül 2010 tarihinde Kayseri’de başlayan , Nevşehir, Ürgüp, Göreme, Aksaray’ın ardından  İstanbul Bahçelievler Belediyesi Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi’nde 28 Eylül 2010 tarihinde son bulan kültürel çıkarma çerçevesinde gazeteci şair, Sabit İnce’nin 40.;  Emekli 1. Sınıf Emniyet Müdürü Şair Yazar Besteci Dr. Nedim Uçar’ın 50. Sanat yılı kutlamaları da yer aldı..  Her gittiğimiz şehirde kesilen kutlama pastalarının en ilginci Göreme’de balonda yüzlerce metre gökyüzünde kesilen pasta ve şiir dinletisi idi…

Bu etkinlikler çerçevesinde Anadolu’yu, Anadolu insanını, daha yakından tanıma fırsatı buldum… Ülkemize olan sevgim, hayranlığım bir  kat daha artarken, özellikle yukarıda saydığım şehirlerimizde atanmışlarla seçilmişlerin gece gündüz demeden ülkemiz ve insanlarımız için çalıştıklarına tanık oldum…

Nevşehir Üniversitesinde düzenlenen ve  Avrupa’da yaşayan gurbetçilerimizin dününün, bugününün  anlatıldığı panelde ben de 25 yıllık birikimimi paylaşma imkanı buldum…

30 kadar şair yazar ve işadamlarımızla dolaştığımız,şiirle okuduğumuz şehirlerde insan olduğumun, Türkiye’nin Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya’dan ibaret olmadığını; bu şehirlerde yaşayan ve yaşamaktan bunalan, nefes almakta zorlanan insanların mutlaka Anadolu’ya gitmelerini öneriyorum… 

Anadolu için kültüre sanata aç demek büyük yanlışlık olur, kültür sanat söz konusu ise Anadolu için sanatı ve sanatçıyı besleyen bir “ Ana” demek en doğrusu…

Hiciv ustası Rasim Köroğlu’nun  Aksaray’daki dinletide söylediği bir söze tüm yüreğimle katılıyorum. Köroğlu, “ Buraların insanları dosdoğru, eğri olan sadece minaresi” dedi, Eğri Minare’ye atfen… Ve kime ne sorsanız herkes bir tarih öğretmeni kadar tarih bilgisine sahip” dedi…

Bize ev sahipliği yapan, bizi ağırlayan, bizimle yolculuk eden birkaç isimden özelikle söz etmek istiyorum. Adını unuttuklarım lütfen beni bağışlasın… 

Mümin Uluç:  Sabit İnce’nin Benim derdim Anadolu şiirini şiar almış kendisine, onun derdi Anadolu.  Almanya Kapadokya Kültür Derneği Başkanı…Bölgesini tanıtmak için kendini vakfetmiş; kızmak, yorulmak, uyumak  nedir bilmeyen bir insan.. Dünyada kendini kolonlatmış bir insan var mı deseniz hiç çekinmeden Mümin Uluç derim.. En az dokuz kopyası var bence, on kişinin yapacağı işleri bir kişinin yapabilmesini başka türlü izah edemiyorum.. Unutmadan sağ kolu Şenol Bilgin’den de  en az beş kopya var sanki.. Kısaca onlar 2 kişilik dev bir kültür sanat ordusu…

 Nevşehir Valisi Osman Aydın: Yine Kaptan Mümin Uluç’un geçen yıl  Almanya, Belçika, Hollanda’da Kapadokya’yı tanıtmak için 8 değişik şehirde düzenlediği etkinliklerde tanıdım Valimiz Osman Bey’i… Bu yıl da bizlere gösterdiği ilgiyi anlatmak için kelimeler kifayetsiz kalıyor inanın.. Eskiden biz Vali deyince ulaşılmaz, altına bir, gümüşe hiç selam vermez, haşa,küçük dağları ben yarattım havalarında insanlar olarak bilirdik. Fakat Nevşehir Valisi Osman Aydın bir başka… Ağabey gibi, bizden biri gibi… Soy adı gibi aydın, bakınca gören… Makamında ağırladı bizi, bunu görev olarak değil sevdiği, yürekten istediği için yaptığını sıcaklığı ile hissettiren bir valimiz…

Dr. Ömer GURULKAN Nevşehir  Emniyet Müdürü: Nevşehir, asayiş berkemal diyebileceğimiz illerimizin başında geliyor… Bazı kamu görevlileri için tam el ense yapıp göbeklerin yağ tutacağı bir yer… Ama gelin görü ki Nevşehir Emniyet Müdürü hiçte el ense yapıp göbeği yağ tutacak birisi değil… Asayişle ilgili fazla yapacak bir iş olmayınca Ömer bey önce  Nevşehir’e Emniyet Müdürlüğü binası içinde  bir müze yaparak başlamış hizmet yarışına… Emniyet Binasının girişinde camekan içindeki 5 tonluk kaya tuzu o bölgedeki atıl durumda buluna n tuz yataklarını faaliyete geçirmek için bir başka hizmeti… Peki yıllarca o bölgede görevli çevre müdürünün bile haberdar olmadığı Kara kaplumbağalarını bulup, tekrar doğadaki yerlerini almaları için trafik  haftası afişlerine görsel öğe yaparak bölgede bilinmeyen bir doğa zenginliğini, canlı türünü ortaya çıkarmasına ne demeli…

Nevşehir Milli Eğitim Müdürü Harun Fatsa : Eğitimi çocuk okula başlayınca çocukla birlikte değil ebeveynlerle başlatan ve bugün Türkiye genelinde eğitim öğretimde başarı çıtasını  en doruklara taşıyan bir Milli Eğitimimizin olması gereken isimsiz bir neferi.. Dost, sıcak ve bilge…

Ahmet Etlik: Aksaray Kültür Turizm ve Dayanışma Derneği Başkanı: Onun yaşındakiler büyük şehirlerde gece alemlerinde boy gösterirken, o kendini Aksaray’a adamış bir gencimiz.. Dizi filmlerdeki bir çok jönden daha yakışıklı… Maddi imkanları yerinde, Selçuklu, Osmanlı  eselerini restore ederek Aksaray’ın çehresini değiştiren 30’lu yaşarlında olan Ahmet kardeşim, Taş Saray adını verdiği ve kendi restore ettiği mekanda biz yazar çizer takımına ev sahipliği yaptı… Kısa sohbetimizde öğrendiğime göre Çanakkale’deki mevzilerin restorasyon işlerinin bir bölümünü de Ahmet Etlik kardeşimiz yapıyormuş, gel de hayretler içinde kalma ..

İmam İshak Peteköz: Elbette asıl mesleği imamlık Diyanet İşlerine bağlı din görevlisi… Bildiğimiz imamlar günde beş vakit ezan okuyan,göbek büyüten Allah ile Cehennem ile korkutan, sakal sıvazlayan insanlar olarak bilirdik.. Ama İshak bey bildiğimiz imam ya da cami hocalarından değil.. Yaptığı yağlı boya resimler bugün Avrupa’nın en ünlü sanat galerilerinde sergilenecek kadar profesyonel ve güzel… Öte yandan Aksaray Kültür Turizm ve Dayanışma Derneği’nin faal üyelerinden, şiir de yazıyor…

Nevşehir Gül bahçe salonunda dört saat boyunca tüm şairleri pür dikkat dinleyen başta Vali Osman Aydın, Emniyet Müdürü Dr. Ömer Gurulkan, Milli Eğitim Müdürü Harun Fatsa olmak üzere  Nevşehir Üniversitesi’nde “Nev Neslin Nev Rektörü Prof. Filiz Kılıç’a Nevşehir, Kayseri, Ürgüp, Göreme ,Aksaray Halkı’na İstanbul Bahçelievler Belediyesi Beyaz Masa Şefi Fazlı Karaman’a Türk Dili Edebiyatına verdikleri her türlü destek için; şair yazar arkadaşlarım Mehmet Nacar, Rasim Köroğlu, Hafize Kılıç, Fikret Akın, Mustafa Ceylan, Mehmet Güven, Asuman Soydan Atasayar, Betül Cevahir Kul, Süleyman Taşçı, Yüksel Akçayır, Hüsamettin Darıcı, Bünyamin Varol, Gürkan Yıldırım, Aslan Bayır, Ozan Yusuf Polatoğlu ve ekibimizin  anneler annesi yaşayan Adile Naşit’imiz, öğretmen şair Şükran Günay ablamız ve 40. sanat yılını kutladığımız Sabit İnce, 50 Sanat yılını kutladığımız Dr. Nedim Uçar adına en kalbi şükranlarımı sunuyorum…

Yazı biraz uzun oldu farkındayım, geçen hafta o güzel coğrafyada gönül sanat dostları ile birlikte olduğum için yazamadığıma sayın…

Son olarak Anadolu insanını ve orada görev yapan insanını tanıdıkça yarınların, gelecek yüz yılın “ Bizim” olacağına inancım bin kat daha artıyor… Anadolu’yu vatan, yurt edinmiş insanlar her yönü ile  o topraklarla bütünleştiği sürece , “ Felek tüm cevr-ü cefasını toplasın gelsin”, Ezan susmaz, Bayrak inmez, Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalır/ kalacaktır…

Siz bakmayın Ankara’nın, İstanbul’un ya da Batı’nın oluşturduğu ve uyuşturduğu gündeme…
Ahmet Arif’in dediği gibi:

“Beşikler vermişim Nuh’a/ salıncaklar hamaklar/ Havva Anan dünkü çocuk sayılır / Anadolu’yum ben tanıyor musun?” Tanımıyorsanız tanıdığınız andan itibaren yarınlara daha bir başka umutla bakacaksınız...

Yavuz Nufel - Haber 7
Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.