KAPADOKYA 6. ULUSLARARASI ŞİİR ŞÖLENİ ŞÜKRAN GÜNAY
Yazan kapadokya   
Cuma, 01 Ekim 2010

6.ULUSLARARASI KAPADOKYA-NEVŞEHİR ŞİİR ŞÖLENİ

Mümin ULUÇ dendi mi, neler gelmez ki aklıma... O, biz Avrupa Türklerininin yılmaz, yorulmaz temsilcisidir. Yüreği tüm Anadolu ile dopdolu ve aynı zamanda yeryüzünün tüm Türklerinin dertlerini, sevinçlerini taşır. Mevlananın kapısı, Yunus'un aşkı, Hacı Bektaş Veli'nin sofrasını görür gönül gözüm onun çabalarında, bıkmayan-yorulmayan çalışmalarında… Onu hiç yalnız bırakmayan, sessizce ve büyük bir sabırla hazır ve nazır olan, benim biricik kardeşlerimden biri olan Şenol BİLGİN unutulur mu? Allah, Türk Milletini Mümin ULUÇLAR, Şenol BİLGİNLERLE bu günlere getirmiştir, sonsuza kadar de bu böyle gidecektir onun izni oldukça. Sonsuz şükürler olsun yüce Yaradan’a…

''BENİM DERDİM ANADOLU '' diyerek, kısa ve öz gönüllerimizi fetheden Sabit İNCE öğretmenim ise bir başka deryadır gönüllerimizi fetheden. Mümün Uluç kardeşimi ve daha nicelerini tanımamda, Türk Dili ve Edebiyatı ile ilgili çalışmalarımda gerçek öncüm ve destekçim olmuş ve olmaktadır. Sabit İnce dendi mi, hemen iki isim gelir aklıma: Mustafa Ceylan, Rasim Köroğlu. Mustafa Ceylan, Rasim Köroğlu ve Sabit İnce kendi başlarına birer deryalardır ve bu deryalardan Türk Dili ve Edebiyatı adına faydalanabilmemin mutluluğunu hep yaşamışımdır. Allah kendilerinden razı olsun. Teşekkürler canım öğretmenim ve saygıdeğer ağabeyim. Sizi orada görebilmek en büyük kazançlarımdan biri olmuştur. Sonsuz saygım ve sevgimle selamlıyorum.

6.ULUSLARARASI KAPADOKYA-NEVŞEHİR ŞİİR ŞÖLENİ

 

Mümin ULUÇ dendi mi, neler gelmez ki aklıma... O, biz Avrupa Türklerinin yılmaz, yorulmaz temsilcisidir. Yüreği tüm Anadolu ile dopdolu ve aynı zamanda yeryüzünün tüm Türklerinin dertlerini, sevinçlerini taşır. Mevlananın kapısı, Yunus'un aşkı, Hacı Bektaş Veli'nin sofrasını görür gönül gözüm onun çabalarında, bıkmayan-yorulmayan çalışmalarında… Onu hiç yalnız bırakmayan, sessizce ve büyük bir sabırla hazır ve nazır olan, benim biricik kardeşlerimden biri olan Şenol BİLGİN unutulur mu?  Allah, Türk Milletini Mümin ULUÇLAR, Şenol BİLGİNLERLE bu günlere getirmiştir, sonsuza kadar de bu böyle gidecektir onun izni oldukça. Sonsuz şükürler olsun yüce Yaradan’a…

         

''BENİM DERDİM ANADOLU '' diyerek, kısa ve öz gönüllerimizi fetheden Sabit İNCE öğretmenim ise bir başka deryadır gönüllerimizi fetheden. Mümün Uluç kardeşimi ve daha nicelerini tanımamda, Türk Dili ve Edebiyatı ile ilgili çalışmalarımda gerçek öncüm ve destekçim olmuş ve olmaktadır. Sabit İnce adını duyunca, hemen iki isim gelir aklıma: Mustafa Ceylan, Rasim Köroğlu. Mustafa Ceylan, Rasim Köroğlu  ve Sabit İnce kendi başlarına birer deryalardır ve bu deryalardan Türk Dili ve Edebiyatı adına faydalanabilmemin mutluluğunu hep yaşamışımdır. Allah kendilerinden razı olsun.

KAPADOKYA GEZİSİ  bizler için yüreklerimizi ataşleyen çıra olmuştur. Tıpkı geçen yılın sonbaharında Almanya, Hollanda ve Belçika ülkelerinde olduğu gibi… ”Durmak yok! Çalışmak var! Yılmak yok! Devam var!„ dedirten kıvılcımlar sardı sarmaladı ruhlarımızı. Bedenlerimiz dinçleşti, ayaklarımıza derman geldi. Ne güzel! Selam olsun KAPATOKYA KÜLTÜR DERNEĞİ BAŞKANI Mümin Uluç ve Yönetim Kurulu Üyelerine! Selâm olsun onları bu yolda yalnız bırakmayan iş adamlarımıza!

 

Almanya’da 1976-1977 öğretim yılında  öğretmen olarak tekrar göreve başladığımda bir hayalim vardı. Elli üç öğrenciden oluşan 2.sınıfı okulun bodrum katında bir odada okutmaya başlamıştım. O öğrencilerimi ve velilerimi hiç unutamam. Öğrencilerimin öğrenme aşkı gözlerinden okunuyor, anne-babaları ise aynen benim babam gibiydiler: Tek evlatları okusunlar, vatana-millete-insanlığa hayırlı olsunlar. Ayaklarındaki ayakkabıyı satmaya, onlar için her fedakarlığı yapmaya ezelden gönülden hazırdılar. Benim arzum ise; bu öğrencilerimi bir otuz sene sonra doktor, mühendis, öğretmen, iş adamı, meslek sahibi  ve insanlığa faydalı Türk gençleri olarak görmekti. Her birini yüreğimde en iyi iş, meslek ve görevlere yerleştirmiş ve dualarımı göndermiştim göklere. İşte bugün bunlar tek tek gerçekleşmeye çoktan başlamış durumda. Şükürler olsun!

 

Kapatokya Nevşehir Gezimiz bu yönüyle de bilinmeli ve değerlendirilmeli: Avrupa’ya işçi olarak gelen birinci kuşağın hakkını yiyenlere sözüm var. İşini gücünü bırakıp başından sonuna kadar yanımızda olan gencecik iş adamları Orhan ARAS, Bünyamin VAROL, Almanca ve Türkçe şiirler yazan genç ve usta kalem Hüsamettin Darıcı, genç ozan Hasan Gül evlatlarımızı nasıl unutur insan?!.  Her biri yüreklerine Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletini asmışlar, ana-babalarına layık olmak azmiyle dolu ve her şeyden önce insanlık adına hizmet etme bilinci ile hedeflerini belirlemişler ve öylece yollarını çizmişler. Onları tanımak, onlarla göz göze gelerek; yüreklerindeki millet, ülke ve insanlık ateşini iliklerimizde hissetmek tüm ezikliklerimizi unutturdu, yüreklerimize su serpiştirdi. Yolları aydınlık ve açık olsun! Bünyaminlere, Hüsamettinlere, Hasanlara ve nicelerine selâm olsun!

 

Biri var ki, gecesini gündüze katarak çalışıyor. Derdi meşhur olmak değil. Kendini yırtarcasına GURGETÇİyi ve onun yaşadıklarını anlatmak. Bizlerin bir bir temsilcisi olmuş sanki… Ruhunun derinlerinden akıp gelen yürek sesini diliyle, bedeniyle öylesine birleştirmiş ve özdeşleştirmiş ki; durmadan patlayan bir yanardağ misali olmuş. Bu ismi duymayanlar duysunlar, onun yazdıklarını okusunlar diliyorum. O benim biricik kardeşlerimden, Yunus yürekli, Mevlana kapılı şair-yazar Yavuz NUFEL. Milletim adına minnet borcumu iletiyorum kendisine ve sonsuz başarı, sağlık diliyorum.

 

Ozan Yusuf POLATLIOĞLU, kendimize örnek aldığımız örnek bir ozan. Gurbetin dertlerini, sevinçlerini sırtlamış sırtına, ille de ANADOLU diye vuruyor sazın tellerine. Herşeyden önemlisi de yardıma muhtaç olanın yanında hızır gibi bitiyor. Bana her seferinde verdiği insanca, kardeşçe, dostça  yardımları yüreğime kazıdım.

 

Gaziantep’ten gelen, on yılı aşkın bir zamandır tanıdığım saygıdeğer öğretmenim, manevi ağabeyim Mehmet Nacar’ı ilk defa görmek en mutlu olduğum anlardan biri olmuştur. Aşk şairi olmasının yanında en önemli özelliği; ülkemin sorunlarını mertçe dile getiren, başı dik bir kalemdir. Allah varlığını ve desteğini eksik etmesin.

 

Fikret AKIN öğretmenimizi, Hüseyin Türkmen kardeşimizi şiirleri ve yürekleri ile tanımak, görmek bir başka güzellikti. Daha nice kardeşlerimizi tanıma fırsatı bulduk. Eksilerimizi gördük. Kendimize gelme yolunda kendi adıma diyorum; amaçlar belirledik. Bu grubu buluşturanlara sonsuz teşekkürler olsun.

 

Aynı odayı paylaştığım, canım kardeşim Asuman ATASAYAR ve saygıdeğer kardeşimiz Cevahir KUL şaire ve yazarlarımız örnek davranış ve eserleri ile bizlere ışık tuttular. Onları sevmemek ve unutmak mümkün mü? Çoktandır tanıdığım ve sevdiğim sevgili Hafize Kılıç ve değerli eşini tanımak bizler için ayrı bir kazanım ve mutluluk olmuştur.

 

İstanbul’da bir öğretmenimiz, usta kalem şairimiz Dursun ELMAS var. Onu gerçekten tanıyanlar bilir. Türklük Bilincini öğrencilerine ve çevresine durmadan aşılayan, yorulmak bilmeyen azmi ve dik duruşu ile tanırım onu. Birlikte aynı okulda görev yaptığım Nevzat Seçen kardeşimin de ondan farkı yok. Biribirinden güzel ve özel kalemleri buluşturdu Kapatokya Kültür Derneğimiz. Ne kadar teşekkür etsek az gelir. Sağ olsunlar, var olsunlar.

Evet, biri var ki onun duruşlarından güç aldık.  Sessiz, dimdik duruşu; sanki büsbütün Türk Milletini temsil ediyordu. Eğilmez, yıkılmaz ve yol vermez! O, 50. Sanat Yılını kutladığımız Sayın Dr. Nedim Uçar ağabeyimiz. Sabit İnce öğretmenimizin 40. Sanat Yılı Kutlamaları daha da bir anlam kazanmıştı. Her iki öncümüze nice başarılı, sağlıklı ve mutlu  yıllar diliyorum.

 

Birileri Türk Milletini bugünlere getirmiştir ve onlar adsız kahramanlardır. Herkesin tuzu vardır çorbada. Birilerinin ise tuzdan ötededir bu. Neyşehir gezimizin en önemli ve emeği geçen yüreklerini yazmadan edemiyeceğim: Kameraman Satı Özdemir ve Adem Ağaccıoğlu. Onlar hiç mi yorulmadılar, hiç mi ayaklarına karasu inmedi ve kolları dermansız kalmadı? Tabiidir ki yoruldular, ama hiç mi hiç belli etmediler. Sonuna kadar sonsuz bir sabır ve aşkla görevlerini sürdürdüler. İstanbul’a doğru yol alan aracımızda yorgunluğun son sınırlarına dayanamayıp kısa aralıklarla mışıl mışıl uyuyan Adem Bey kardeşimiz, Satı kardeşimiz gözlerimin önünden gitmiyor. Bizlere geçen haklarının farkındayız. Helâl etsinler.

 

………………………Hikmetlere uyandım,

………………………...Gökyüzüne dayandım,

………………………….Dostlarımıza bakıp,

……………………………Cahilliğime yandım.

 

Diyecek söz çok, yapacaklar ise pek çok. Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk; „Türk Milleti çalışkandır, zekidir… ” diye boşuna dememiş. Bu bilinç ve azimle; Atalarımıza sözümüz, yavrularımıza görevimiz var diyor; Milletim adına Kapatokya Kültür Derneği Başkanı sayın Mümin ULUÇ ve Yönetim Kuruluna sonsuz teşekkürümü sunuyor, çalışmalarının devamını diliyorum.

 

Sonsuz saygım ve sevgimle.  

 

 

 

                                                                                                                                                                                          Öğretmen- Şair- Yazar            

                                                                                                                                                                                                  Şükran Günay

 

 

 

 

Son Güncelleme ( Cumartesi, 02 Ekim 2010 )