ULUSLARARASI KAPADOKYA ŞİİR ŞÖLENİ NOTLARIM:
Yazan kapadokya   
Pazartesi, 09 Kasım 2009

ULUSLARARASI KAPADOKYA ŞİİR ŞÖLENİ NOTLARIM:  

2. BÖLÜM

  Nihayet tüm hazırlıklar geceli gündüzlü yoğun çalışmalar ve uykusuz gecelerle tamamlanmış artık yarışmanın birincisi olan Osman Türkaslan'ı telefonla arayıp birinci olduğunu ve davet mektubunu göndereceğimizi söylemiştik. Fakat yeşil pasaportu olmayan Türkaslan ancak vize alarak Almanya'ya gelip aramıza katılabilecekti. Fakat vize öyle kolay alınmıyordu. Hemen aklıma Cumhurbaşkanımızın Kayserili olmasından dolayı Genel Sekreteri Prof.Dr. Mustafa İsen hocamı arayıp durumu anlatmak ve yardım istemek gelmişti. Özel kalemini aradım ve bir süre sonra bana dönüldü ve her türlü yardımın yapılacağını, gerekli talimatların Kayseri valiliğine ve Büyükşehir Belediye başkanlığına verildiği bildiriyordu. Nihayet bir umut doğmuştu ama bütün ihtimalleri düşünen Mümin Başkan iki güzel Nevşehir ve kapadokya şiiri olan Halil hocayı arayıp yeşil pasaportu varsa onu da her ihtimale karşı davet edelim diyordu. Ve nitekim zaman onun ne kadar haklı olduğunu ve ileri görüşünü ortaya koyuyurdo. Osman Türkaslan için gereken her türlügirişim yapılmış ancak henüz kesin sonuç alınamamıştı. Kayseri'de herkes birşeyler yapıyor ve Türkaslan'ın Almanya'ya uçurulmasına gayret ediyordu ama bir aksilik vardı bir türlü müsbet haber gelemiyordu. Nihayet son telefon görüşmemizde pasaportunun emniyet tarafından hazır olduğunu ve Büyükşehir Belediyesinin kültür elçisi olarak gelmesi için çalışmalar sürüyordu, yazılar hazırlanmıştı ama sonuç hala net değildi. Nihayet Mümin Uluç bey Halil Gürkan'ı aramış ve kendisini Almanya'da görüp o güzel şiirlerini şölenlerimizde seslendirmesini istemişti. Halil gürkan'ın yeşil pasaportu vardı ve vize gerekmiyordu. Bu anı Halil Gürkan daha sonra yazısında şöyle anlatıyordu: "11 Ekim 2009 Pazar günü saat 23.00 sularında Almanya Kapadokya Kültür Derneği Başkanı olduğunu söyleyen ve sonradan tanışmaktan son derece memnun olduğum Sayın Mümin ULUÇ aradı. Avrupa’daki etkinliklere, Şiir yarışmasında BİRİNCİ olan Osman TÜRKASLAN’ın vize den dolayi katılamayacağını, o nedenle İKİNCİ olarak beni davet ettiğini bildirdi. Tabii ki büyük bir heyecanla kabul ettim. Kendisinin de sık sık dile getirdiği gibi 12 saatte pasaportumu çıkartarak 13.Ekim 2009 Salı Günü Azerbaycan’dan Anar RIZAYEV, Yavuz Bülent BAKİLER, Rasim KÖROĞLU ve Bekir SALİM’le beraber Duesseldorf Hava Alanı’na indik. Bizi Hava alanında dostane bir sıcaklıkla Sayın Mümin ULUÇ ve ekibi karşıladı. Kalacağımız yerlere yerleştikten sonra Duisburg’daki İkram Restaurant’ta yediğimiz akşam yemeğinde Nevşehir Valisi Sayın Osman AYDIN ve eşi bizlere katıldı."
 İşte nihayet bütün konuklarımız gelmiş, kalacakları yerlere yerleştirilmişlerdi. Şimdi tek eksiğimiz kalmıştı prof. Elçin İskenderzade ve Kerkük ekibi. Kerkük ekibinden dr. Mustafa zİYA ve Türkmeneli Tv sahibi Adnan Sarıkahya ve kameraman Feyzi Öztürk hala vize alamıyorlardı. Bunların dışındaki tüm konuklar gelmişti. Ama gelemiyenlerin durumu bizi üzüyor ve düşündürüyordu. Kerkük'ten şairler gelemiyorlar diyemezdik. O zaman hemen her zaman imdadıma yetişen değerli şair ve yazar profesör Suphi Saatçi hocamı aramalıydım. Çünkü Kerkük dediğimizde akan sular durulur ve her görevi Suphi hocam milli bir ödev sayardı. Nihayet kendisini telefonla arayıp durumu anlattım ve gelip gelemiyeceğini sorduğumda " Elbette gelirim. Ama her iki üniversitede de derslerim var izin almam gerekiyor" diyordu haklı olarak. Hemen davet mektubunu mail ve faks ile gönderdik. O müjdeli haber bizi rahatlatmış ve artık Kerkük'den de bir şair ve yazarımız hem de Kerkük Vakfı genel sekreteri sıfatıyla aramızda olacaktı. Hemen bileti ayarlandı ve Suphi hocam aramıza katıldı. Artık mutlu ve huzurluyduk. Vize alamayan birkaç kişinin eksikliği de bizim için fazla bir sorun olmayacaktı. Çünkü Azerbaycan'dan Yazıcılar Birliği başkanı ve eski milletvekili Anar bey ile Kerkük'den Suphi Saatçi hocam da bizimleydi ve Azerbaycan ile Kerkük de temsil edilecekti şölenlerimizde. 


  SABİT İNCE

 DEVAM EDECEK DEVAMINI BEKLEYİNİZ.

ULUSLARARASI KAPADOKYA ŞİİR ŞÖLENİ NOTLARIM:  

2008 Yılında 2. kapadokya şiir şöleninde tanıştığım hemşehrim Kapadokya kültür Derneği başkanı Mümin Uluç, 2. kapadokya şöleninin hemen bitiminde beni takip ettiğini ve Nevşehir için yaptıklarımı bildiğini belirterek "Hocam sizi takip ediyorum. Sizi ve Nevşehirimizi dernek olarak en iyi şekilde tanıtmamız gerektiğini düşünüyorum. Bunun için de sizin madem 40. yılınız imiş, gelecek yıl bunu en güzel şekilde kutlayalım" demişti. Gerçekten bu sözünü tuttu ve beni arayarak "Sabit hocam bu yıl sizin 40. yılınızı kutlayalım, hem de bir yarışma açalım, Avrupa'nın çeşitli ülke ve şehirlerinde muhteşem kutlamaları yapacağımız şölenlerle dost düşman herkese parmak ısırtacak bir şekilde yapalım" dedi. Hemen hazırlıklara başladık ve önce jüri üyelerini belirledik.  Jüri üyelerinin Yavuz Bülent BAKİLER, Rasim KÖROĞLU, Ozan Yusuf POLATOĞLU, Yavuz NUFEL, Sabit İNCE gibi şiir dünyasından tanıdığım, şiiri iyi bildiğine inandığım, ciddi şairlerden oluşturduk. Güzel Yurdumun güzel bir bölgesi olan Kapadokya’yı tanıtma faaliyetlerine katkıda bulunmak amacıyla bu yarışma düzenlendi. İnternet ortamında duyuru yapıldı sadece. Daha duyuruları yayınlar yayınlamak bütün şairlerden büyük bir ilgi ve teveccüh başladı. Herkes maillerle ve telefonlarla yarışma hakkında sorular sormaya, merak ettikleri konuları araştırmaya başladılar ve gerek bendeniz ve gerekse Mümin Uluç bu soruları bıkmadan usanmadan cevaplamaya çalıştık. Bir taraftan da şiirler posta, kargo ve kimisi de elden olmak üzere bize ulaşmaya başladı. Sonuçta evimiz ve Mümin Uluç beyin dernek bürosu zarflarla ve katılımcı şairlerin gönderdikleri ile dolup taşmaya başlamıştı. Tam tamına 854 adet şiir yarışmaya katılmıştı. Önce bunların bir ön elemesinin yapılması gerekiyordu. Çünkü jüri üyelerine hepsini göndermek ve bunların hepsinin teker teker okunması ve puanlanması imkansızdı. Önce ön elemeleri yaptık ve eleye eleye 81 adet şiiri jüri üyelerine göndererek puanlattık. Daha sonra ikinci bir puanlama sonrası düşük puanlıları eleyerek jüri üyelerimize 31 adet şiirin yeniden puanlanmasını istedik ve aldığımız sonuçları bir programla birleştirerek en yüksek puanı alan şiirden başlamak üzere 1. ve diğer dereceye girenleri rümuzlarından kimlere ait olduklarını belirledik. Çok enteresan bir sonuç çıkmıştı ortaya birinci ve üçüncü kayseri'den çıkmıştı. İkinciliği ise her yarışmada mutlaka ödül alan Eskişehir ekibinden Halil öğretmen kazanmıştı. Şimdi bunların hepsine telefonla ulaşmak ve birinci gelen şairi Almanya'ya getirtmekti. Hemen birinci, ikinci ve üçüncü gelenlere ve mansiyon ödülü alanlara haber verildi. Birinci gelen Osman Türkaslan'ın sözümüz üzerine almanya'ya gelmesi ve bizimle şölenlere katılması gerekiyordu. Fakat henüz pasaportu bile çıkartmamıştı çünkü nereden bilebilirdi ki birinci gelecek ve hemen telefonla Almanya'ya davet edileceğini? Bu kısa zamanda pasaport çıkartıp vize almak öyle kolay bir iş değildi. Nitekim de gelemedi ama biz Nevşehir konulu iki güzel şiiri ile yarışmaya katılan Halil Gürkan'ı her ihtimale karşı Almanya'ya davet etmeye karar vermiştik. Mümin Uluç bey hiçbir fedekarlıktan ve çalışmadan kaçınmıyor ve şölenin en güzel şekilde yapılması için geceleri uyku bile uyumuyordu. Çünkü bu seneki şöleni Kapadokya derneği tek başına yapıyordu ve bir sınav vermesi gerektiğininin bilincini de taşıyordu. Geçen yıl bir radyo ile ortak yapılan şölendeki eksiklikleri yanlışları gördükten sonra artık bu şölen dört dörtlük yapılmalıydı ve herkes bu şölenden parmak ısıracak şekilde bahsetmeliydi. Onun için zaman ve uyku gibi mefhumlar nerdeyse unutulmuştu. Sekreterimiz Derya Uluç da bizim tempomuza ayak uyduruyor ve yılmadan yorulmadan yazıları ve mesajları ulaşması gereken yerlere ulaştırmak için neredeyse çırpınıyordu.

  Nihayet tüm hazırlıklar geceli gündüzlü yoğun çalışmalar ve uykusuz gecelerle tamamlanmış artık yarışmanın birincisi olan Osman Türkaslan'ı telefonla arayıp birinci olduğunu ve davet mektubunu göndereceğimizi söylemiştik. Fakat yeşil pasaportu olmayan Türkaslan ancak vize alarak Almanya'ya gelip aramıza katılabilecekti. Fakat vize öyle kolay alınmıyordu. Hemen aklıma Cumhurbaşkanımızın Kayserili olmasından dolayı Genel Sekreteri Prof.Dr. Mustafa İsen hocamı arayıp durumu anlatmak ve yardım istemek gelmişti. Özel kalemini aradım ve bir süre sonra bana dönüldü ve her türlü yardımın yapılacağını, gerekli talimatların Kayseri valiliğine ve Büyükşehir Belediye başkanlığına verildiği bildiriyordu. Nihayet bir umut doğmuştu ama bütün ihtimalleri düşünen Mümin Başkan iki güzel Nevşehir ve kapadokya şiiri olan Halil hocayı arayıp yeşil pasaportu varsa onu da her ihtimale karşı davet edelim diyordu. Ve nitekim zaman onun ne kadar haklı olduğunu ve ileri görüşünü ortaya koyuyurdo. Osman Türkaslan için gereken her türlügirişim yapılmış ancak henüz kesin sonuç alınamamıştı. Kayseri'de herkes birşeyler yapıyor ve Türkaslan'ın Almanya'ya uçurulmasına gayret ediyordu ama bir aksilik vardı bir türlü müsbet haber gelemiyordu. Nihayet son telefon görüşmemizde pasaportunun emniyet tarafından hazır olduğunu ve Büyükşehir Belediyesinin kültür elçisi olarak gelmesi için çalışmalar sürüyordu, yazılar hazırlanmıştı ama sonuç hala net değildi. Nihayet Mümin Uluç bey Halil Gürkan'ı aramış ve kendisini Almanya'da görüp o güzel şiirlerini şölenlerimizde seslendirmesini istemişti. Halil gürkan'ın yeşil pasaportu vardı ve vize gerekmiyordu. Bu anı Halil Gürkan daha sonra yazısında şöyle anlatıyordu: "11 Ekim 2009 Pazar günü saat 23.00 sularında Almanya Kapadokya Kültür Derneği Başkanı olduğunu söyleyen ve sonradan tanışmaktan son derece memnun olduğum Sayın Mümin ULUÇ aradı. Avrupa’daki etkinliklere, Şiir yarışmasında BİRİNCİ olan Osman TÜRKASLAN’ın vize den dolayi katılamayacağını, o nedenle İKİNCİ olarak beni davet ettiğini bildirdi. Tabii ki büyük bir heyecanla kabul ettim. Kendisinin de sık sık dile getirdiği gibi 12 saatte pasaportumu çıkartarak 13.Ekim 2009 Salı Günü Azerbaycan’dan Anar RIZAYEV, Yavuz Bülent BAKİLER, Rasim KÖROĞLU ve Bekir SALİM’le beraber Duesseldorf Hava Alanı’na indik. Bizi Hava alanında dostane bir sıcaklıkla Sayın Mümin ULUÇ ve ekibi karşıladı. Kalacağımız yerlere yerleştikten sonra Duisburg’daki İkram Restaurant’ta yediğimiz akşam yemeğinde Nevşehir Valisi Sayın Osman AYDIN ve eşi bizlere katıldı."
 İşte nihayet bütün konuklarımız gelmiş, kalacakları yerlere yerleştirilmişlerdi. Şimdi tek eksiğimiz kalmıştı prof. Elçin İskenderzade ve Kerkük ekibi. Kerkük ekibinden dr. Mustafa zİYA ve Türkmeneli Tv sahibi Adnan Sarıkahya ve kameraman Feyzi Öztürk hala vize alamıyorlardı. Bunların dışındaki tüm konuklar gelmişti. Ama gelemiyenlerin durumu bizi üzüyor ve düşündürüyordu. Kerkük'ten şairler gelemiyorlar diyemezdik. O zaman hemen her zaman imdadıma yetişen değerli şair ve yazar profesör Suphi Saatçi hocamı aramalıydım. Çünkü Kerkük dediğimizde akan sular durulur ve her görevi Suphi hocam milli bir ödev sayardı. Nihayet kendisini telefonla arayıp durumu anlattım ve gelip gelemiyeceğini sorduğumda " Elbette gelirim. Ama her iki üniversitede de derslerim var izin almam gerekiyor" diyordu haklı olarak. Hemen davet mektubunu mail ve faks ile gönderdik. O müjdeli haber bizi rahatlatmış ve artık Kerkük'den de bir şair ve yazarımız hem de Kerkük Vakfı genel sekreteri sıfatıyla aramızda olacaktı. Hemen bileti ayarlandı ve Suphi hocam aramıza katıldı. Artık mutlu ve huzurluyduk. Vize alamayan birkaç kişinin eksikliği de bizim için fazla bir sorun olmayacaktı. Çünkü Azerbaycan'dan Yazıcılar Birliği başkanı ve eski milletvekili Anar bey ile Kerkük'den Suphi Saatçi hocam da bizimleydi ve Azerbaycan ile Kerkük de temsil edilecekti şölenlerimizde. 


  SABİT İNCE

 DEVAM EDECEK DEVAMINI BEKLEYİNİZ.

Son Güncelleme ( Cuma, 05 Şubat 2010 )