KAPADOKYA KÜLTÜR DERNEGI KAPADOKYANIN DÜNYAYA AÇILAN KAPISI
MENÜ
Ana Sayfa
Kapadokya
Ziyaretçi Defteri
Etkinlikler
Kapadokya Resimleri
Nevşehir
Derneğimiz
Youtube
Karışık
Destekleyenler
Resmi Linkler
Dost Siteler
İletişim
Videolar
Şiir YarışmasıI (yeni)
Ajanda(Yeni)
Kapadokya Kitabı (yeni)
İlanlar
Yazarlarımız
Duyurular
Firmalar Rehberi
NEVŞEHİRLİLER LİSTE
ÜYE FOTO GALERİ
sabit ince


 
ÜYE ETKİNLİKLERİ
Bu kaynağı görüntülemeye yetkili değilsiniz.
Oturum açmalısınız.
ÜYE MESAJ KUTUSU

SİTEDEKİ ÜYELER
Çevrimiçi Kullanıcı Yok
Şiirler-Şairler
Lütfen şiirlerini görmek istediğiniz şairlerin baş harflerini tıklayınız
A B C D E F G H I İ J K L M N O Ö P Q R S Ş T U Ü V W X Y Z

Popüler Şairler
Popüler Şiirler
ŞİİR ŞÖLENİ VİDEO FİNAL
Video 2
Video 3
SAYAÇ
Bugün392
Dün353
Bu Hafta1167
Bu Ay4504
Toplam920320
Reklam Ver
Googlede Ara
HÜSEYİN TÜRKMEN
Hüseyin Türkmen
ŞİİRLERLE MUHSİN YAZICIOĞLU
Şiir hayatımızdaki bilinen ve bilinmeyen güzellikleri ortaya çıkaran bir çalışmad...
Diğer Yazıları
Syndicate
Statistics
GİRİŞ SAYFAN YAP
Kapadokya Kültür Derneği
 
ANADOLUYUM BEN TANIYOR MUSUN?
"Anadolu'yum ben tanıyor musun?.."
Diğer Yazıları
ONLİNE SOHBET
Chat Online
Sohbet Etmek İçin
Burayı Tıklayın.

Kapadokyalıların Sitesine Hoşgeldiniz
Advertisement
KÜLLİYELER PDF Yazdır e-Posta
Değerlendirme: / 0
Yazan kapadokya   
Pazartesi, 12 Mayıs 2008
Nevşehirli Damat İbrahim Paşa Külliyesi (Merkez)

Nevşehir il merkezinde bulunan Damat İbrahim Paşa Külliyesi’ni, Lale Devri’nin ünlü sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa 1726-1727 yıllarında yaptırmıştır. Külliye o dönemde Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın doğduğu köy olan Muşkara’nın gelişmesi amacıyla yapılmıştır. Yapı topluluğu cami, medrese, imaret, sıbyan mektebi, hamam, kervansaray ve iki çeşmeden meydana gelmiştir.

Vakıflar Genel Müdürlüğü arşivinde bulunan vakfiyeden de anlaşılacağı gibi, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa bu yapıların bakım ve giderlerini karşılamakla kalmamış Ürgüp çevresindeki bazı köylerde bulunan cami, mescit ve suyolu gibi yapıların da masraflarını üstlenmiştir. Ayrıca bu yapılarda çalışacak görevlilere ödenecek ücretler ile alınacak malzemeleri de belirtmiştir.

Cami:
Yapı topluluğunun camisi kare planlı olup, ibadet mekânı ile mihrap önü arazi konumundan ötürü dayanak duvarları ile sınırlandırılmış bir platform üzerindedir. Caminin giriş kapısı üzerinde dokuz satırlık kitabesi bulunmaktadır.

Kitabe:
Cenâb-ı hazret-i Sultan Ahmet Han Gazi kim
Binâ-yı şevketin mimâr-ı sun’i lemyezel yapdı
İmam-ı müslimin kim cami’-i ahlâk-ı nüsnâdır

Vücûdun feyz-i Mevlâ muktedayı her düvel yapdı
Ne geldi ne gelür evreng-i mülke misli zirâ kim
Anın yaptığı Hayri ne evâhir ne evvel-yapdı

O şâhinşâh-ı dehrin sihr-i hâsı sâdr-ı mümtâzı
Ki Mevlâ hâk-i dergâhından iksi-i emel yapdı
Cenâb-ı âsaf İbrahim Paş kim Hâlil âsa

Yıkılmış diller, çok Kâbeyi müzd-i ‘anel yapdı
Mizâc-ı devleti şûr-ı ‘adu ifsâd itmişken
İdüb ıslâh-ı zatü’l-beyn bîceng û cedel yapdı

İdüp ‘atf-ı ‘inân vadî-i hayre tûsen-i tab’ı
Ne hâk üzre kadem basdıysa bir râ’nâ mahal yapdı
Hususan matla’-ı hurşid-i zatı olduğu belde

Ki ihyâ idüp anı Nevşehir kıldı güzel yapdı
Becâ-yı senk-i zire sîm û zer dökdü esasında
Bu dilcû cami’-i nittiyse itdi mahasal yapdı

Hele billâhi ol sadr-ı mu’allâ kadr-i cûd âyin
İlâ yevmi’l-kıyâme fahre lâyık bir mahal yapdı
Zebân hame-i Vehbî bilüb tavsifde ‘aczin

Ne söz yapdı ise musaddâk mâ-kall ûdel yapdı
Hemşire hânmân-ı devletin ma’mur ide Mevlâ
Ki böyle bir ibâdetgâh-ı Rabb-ı lemyezel yapdı

Duâ itmek gerekdir beş vakitte okunup târih
Bu beytullâhı İbrahim Paşa bî-bedel yapdı
Harrahu el-‘abbu’l-müznib el-fâkir Veliyûddin gafire lehu.

Caminin yapımında yöresel kalker taşlarından yararlanılmıştır. İbadet mekânını örten kubbe duvarlara bitişik altı adet geniş yivli payeler üzerine oturtulmuştur. Merkezi kubbe güney duvarında içteki payeler, dıştan da mihrap önü nişi duvarları ile desteklenmiştir. Kuzey duvarında duvar kalınlığının bir bölümü genişletilerek içerisine üst mahfillere çıkan merdivenler yerleştirilmiştir. İbadet mekânının üzerini örten kubbeye geçiş tromplar ve aralarındaki pandantiflerle sağlanmıştır.

Caminin önünde altı sütunun taşıdığı, üzeri kubbeli altı bölümlü bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Son cemaat yeri kubbeleri sivri kemerlerle birbirlerine bağlanmış mermer mukarnas başlıklı sütunlar üzerine oturtulmuştur.

İbadet mekânı ana duvarlardaki iki sıra, kubbe eteğinde de birer sıra pencere ile aydınlatılmıştır. İbadet mekânının doğu ve batı cephelerinde dörder, kuzey ve güney cephelerinde ikişer ve mihrap önünde de iki pencere bulunmaktadır. Bu pencereler düz lentolu olup, üzerleri silmeli taş sövelere sahiptir. Dış cephede ise bu pencerelerin üzerinde kemer örgüsü duvar yüzeyinden daha içerlek, içi dolu sivri kemerlerle hareketlendirilmiştir.

Mihrabın bulunduğu bölüm kare planlı olarak dışarıya taşırılmış ve üzeri bir tonozla örtülmüştür. Mihrap nişi dikdörtgen şekilde dışarıya taşırılmışsa da mihrap içeride yuvarlak şekildedir. Mihrap profillerden oluşan dikdörtgen bir çerçeve içerisine alınmış, üzeri altı sıra mukarnas dizisi ile örtülmüş yedi kemerli bir nişten meydana gelmiştir. Mihrap nişini çevreleyen profiller yanlarda birer sütunçe ile yumuşatılmıştır. Minberde Lale Devri bezemesi uygulanmıştır. Minber korkulukları, minberin üçgen kısmı kare ve dikdörtgenlerden oluşan çerçeveler içerisine alınmış, her birinin çevresine natüralist üslupta çiçekler yerleştirilmiştir. Buradaki kedigözleri içerisine mermer yüzeylere vazo içerisinden çıkan çiçek motifleri yerleştirilmiştir.

Camide ahşap işçiliğinin örnekleri ile de karşılaşılmaktadır. Cami giriş kapısı kündekâri tekniğindedir. Pencere kapakları da yine kündekâri tekniğinde yapılmıştır. Bunların yanı sıra cami pencerelerinde vitraylara, alçı bezemelere de geniş yer verilmiştir. Bununla beraber camide çiniye çok az yer verilmiştir. Yalnızca mihrap önünde 30x30 cm. ölçüsünde üç çini karo görülmektedir. Bu çinilerde Lale Devri özelliklerini yansıtan laleler bulunmaktadır. Bunların arasında beyaz renkte bir yazı frizi yerleştirilmiştir. Bunun dışında bir çini karo da mihrap önü mekânının batı duvarında, minber yakınında bulunmaktadır. Burada da Lale Devri özelliklerini yansıtan lalelerden oluşmuş natüralist bir kompozisyon görülmektedir.

Caminin kalem işleri ibadet mekânı ve son cemaat yerinde görülmektedir. Kubbe içerisine sekizgen bir göbek ve buradan kubbe eteğine kadar uzanan madalyonlardan oluşan ışınlı bir kompozisyon meydana getirilmiştir. Sekizgen göbeğin ortasında, çevresinde beyaz kırmızı ve mavi renklerin yardımıyla Rumilerden oluşmuş bir yazıt dikkati çekmektedir. Ayrıca buradaki kalem işlerinde beyaz, kırmızı ve mavi renklerde boyanmış çiçekler, Rumiler ve kıvrık dallar görülmektedir. Aynı bezeme mihrap önünde de tekrarlanmıştır. Kalem işleri cami içerisindeki her pencere sırasında da farklı düzenlerde yapılmıştır. Bu kalem işleri Lale Devri özelliklerini yansıtan lale motifleri ile natüralist üsluptaki çiçeklerden oluşmaktadır.

Caminin iç ve dış kalem işlerinden sonra en yoğun şekilde uygulanan bezeme taş bezemedir. İç mekânda mihrap, minber ve galeride mermer üzerinde, dış mekânda, son cemaat yerinde yine mermer üzerine uygulanmış bezemeler görülmektedir.

Caminin avlusuna biri medrese giriş kapısının karşısından, biri de güney duvarının batı köşesindeki iki kapıdan girilmektedir. Avlu giriş kapıları dikdörtgen bir çerçeve içerisine alınmış sivri kemer içinde basık kemerli bir açıklığa sahiptir. Bu kapılardan ana giriş kapısı profillerle çevrelenmiş ve üzerine de bir kitabe yerleştirilmiştir.

Caminin ön avlusunda, giriş kapısı ile mihrap ekseni üzerinde şadırvan bulunmaktadır. Şadırvan on iki gen planlı mermer su haznesi ve üzerini örten konik bir külahtan meydana gelmiştir. Çeşmenin külahını sekiz adet baklava başlıklı sütun taşımaktadır. Cami avlusunun kuzeydoğu köşesine su deposu, tuvaletler; arka avlunun güneydoğu köşesine de üç basamakla çıkılan bir meşruta eklenmiştir.

Caminin kuzey cephesinde minaresi bulunmaktadır. Minare dışarıya taşkın bir kaide üzerinde olup, yuvarlak gövdeli, tek şerefeli olarak yapılmıştır. Bu minare XIX.yüzyılda onarılmış ve ampir üslubundaki şerefe altı bezemeleri de yenilendiğini göstermektedir.

Medrese:
Caminin batısında, Cami-i Cedit Caddesi’nin karşısında, yapı topluluğunun medresesi bulunmaktadır. Medresenin arka kısmı arazi konumundan ötürü üçgen bir kısım oluşturmuş ve burası tuvaletlerin bulunduğu ikinci küçük bir avlu niteliğindedir.

Medrese kareye yakın dikdörtgen planlıdır. Revaklı bir avlu etrafına dizilmiş bir dershane, 17 medrese odası ve doğu-batı ekseninde medrese girişi ile avluya geçiş eyvanlarından meydana gelmiştir. Dershane medresenin kuzeydoğu köşesine yerleştirilmiş olup, Osmanlı klasik medrese plan şemasından farklıdır. Osmanlı medreselerinde giriş ekseninde bulunan dershane burada kuzeydoğu köşesine kaydırılmıştır.

Medresenin avlusu 12 sütunun taşıdığı hafif sivri kemerli bir revakla çevrelenmiştir. Bu revaklar üzerleri kubbeli 15 bölümden meydana gelmiştir. Bunların arkasında sıralanmış 17 medrese odası bulunmaktadır. Bu odaların içerisinde ocaklar, dolap nişleri bulunmakta olup, dışarıya taş söveli dikdörtgen birer pencere ile açılmıştır.

Günümüzde medrese İbrahim Paşa Halk Kütüphanesi olarak kullanılmaktadır.

İmaret:
Caminin batısında, medrese ile sıbyan mektebi arasında bulunan bölümde yer alan imaret, avlunun kuzeyine yerleştirilmiştir. Bir mutfak ve iki oda, sıbyan mektebinin altındaki kayaya oyulmuş bir depodan meydana gelmiştir.

Yapı topluluğunun diğer yapılarında olduğu gibi burada da yöresel taş kullanılmış ve ayrıca kesme örgü tekniği ile örülmüştür. İmaretin kare planlı mutfağının dayanak duvarına mutfak ocağı, depo ve odunluk olarak kullanılan üçgen bir bölüm eklenmiştir. Üçgen bölümlerin üzeri tonoza benzer eğri bir örtü ile örtülmüştür. Mutfak mekânının üzeri ise pandantifli bir kubbe ile örtülüdür. Kubbenin üzerine bir aydınlık feneri yerleştirilmiştir. Bu mekân aydınlık fenerinin yanı sıra avluya bakan güney duvarında iki tane taş söveli dikdörtgen pencere, batı duvarı dışında da birer sivri kemerli tepe penceresi ile aydınlatılmıştır.

Sıbyan Mektebi:
Medrese ve imaret ile aynı kısımda yer alan sıbyan mektebi, yapı topluluğunun güneyinde bulunmaktadır. Kaya üzerine yapıldığından cami, medrese ve imaretin bulunduğu alandan daha yüksek bir yerdedir. Üçgen bir alan üzerine yapılan sıbyan mektebi imaret avlu duvarı ile birleştirilerek batı ve güneyinde üçgen avlular meydana getirmiştir. Batıdaki küçük avluda sıbyan mektebini imarete bağlayan merdivenler yer almaktadır. Güneydeki avlu çıkışı ise Cami-i Cedid Caddesi’ndeki sıbyan mektebinin giriş kapısıdır.

Sıbyan mektebinin dikdörtgen planlı bir dershanesi ve onun güneyinde de iki bölümlü bir revak bulunmaktadır. Buradaki revak ortadaki sütunun ve iki yanındaki duvarlara dayanmış ve üzeri de iki kubbe ile örtülmüştür. Sıbyan mektebinin dershanesi dikdörtgen planlı olup üzeri çapraz tonozla örtülüdür. Dershanenin içerisinde bir ocak ve bir de dolap nişi bulunmaktadır. Dershane kapısı üzerine de kitabesi yerleştirilmiştir.

Hamam:
Külliyenin kuzeyinde bulunan hamam, Cami-i Cedid Caddesi ile Belediye Caddesi’ni birleştiren yokuş üzerinde ve kervansarayın da karşısında bulunmaktadır. Hamam kitabesi girişin sağ tarafında bulunan odanın penceresi üzerine yerleştirilmiştir. Bu kitabe İbrahim Paşa’nın burada daha önce yaptırmış olduğu eski bir hamam aittir.

Tek hamam plan düzenindeki hamam yöresel kesme taştan yapılmıştır. Hamam soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Hamamın soğukluk kısmına iki yanında basık beşik tonozla örtülü birer oda bulunan bir giriş eyvanından girilmektedir. Bu bölüm kare planlı olup, dıştan sekizgen kasnaklı bir kubbe ile örtülüdür. İçten ise kubbeye geçiş tromplar ve aralarındaki pandantiflerle sağlanmıştır. Kubbenin üzerinde sekizgen planlı bir aydınlık feneri bulunmaktadır. Soğukluğun ortasında ise sekizgen planlı fıskiyeli bir havuza yer verilmiştir. Ilıklık bölümü soğukluk kısmını L şeklinde bir bölüm olarak kuzeybatı ve kuzeydoğu yönünden sarmaktadır. Bu bölümlerin üzeri tonozlarla örtülüdür.

Sıcaklık kare planlı olup, üzeri tromp ve aralarındaki pandantiflerle geçişi sağlayan bir kubbe ile örtülüdür. Bu mekânın ortasına göbek taşı yerleştirilmiştir. İçerisi küçük yuvarlak aydınlatma pencereleri ile aydınlatılmıştır. Sıcaklığın kuzeydoğu köşesine de dikdörtgen planlı bir odunluk yerleştirilmiştir.

Kervansaray:
Yapı topluluğunun diğer bölümlerinden ayrı olarak bugünkü Belediye Caddesi’nde bulunan kervansaray iki kısımdan meydana gelmiştir. Kervansarayın birinci bölümü dokuz ayakla taşınan beşik tonoz örtülüdür. Giriş cephesindeki dört aksın içerisi boş bırakılmış ve buradan içeriye giriş sağlanmıştır. İlk bölümden daha alçak olan ikinci bölüm kayalar içerisine oyulmuş bir mekân görünümündedir.

Günümüzde bir arsa durumundaki kervansarayın önündeki alanda caminin dayanak duvarları bulunmaktadır. Kervansarayın cephesinde bu alana doğru uzanan herhangi bir iz ile karşılaşılmamıştır.

Çeşmeler:
Yapı topluluğunun çeşmeleri, biri cami avlusunun güney duvarında, diğeri de sıbyan mektebinin avlusunda bulunmaktadır. Bunlardan cami avlu duvarındaki çeşme silmeler ve bezemelerle dikdörtgen bir çerçeve içerisine alınmış, derinliği az, sivri kemerli bir niş içerisindedir. Çeşmenin su deposu arkasında ve cami avlusunun da içerisindedir. Diğer çeşme sıbyan mektebinin avlu dayanak duvarı ile külliyeyi çevreleyen dayanak duvarlarının birleştiği köşededir. Bu çeşmenin de üst kısmında profilli bir saçak vardır. İnce bir profille dikdörtgen çerçeve içerisine alınmış sivri kemerli, derinliği az bir niş içerisindeki çeşmenin kitabesi kemer üzerine yerleştirilmiştir. Çeşmenin yanında, sıbyan mektebi avlu dayanak duvarı üzerinde iki ayrı niş dikkati çekmektedir. Bu nişler içerisinde de hayvanların su içmesi için birer yalak bulunmaktadır.


Karavezir Mehmet Paşa Külliyesi (Gülşehir)

Nevşehir ili Gülşehir ilçesinde Karavezir Mehmet Paşa, Nevşehir’e 20 km. uzaklıktaki dünyaya geldiği Arapsun’un ismini Gülşehir olarak değiştirmiş ve burada cami, medrese ve başçeşmeden oluşan bir külliye yaptırmıştır. Külliyenin yapımı kitabesinden öğrenildiğine göre 1779 tarihinde tamamlanmıştır.

Cami:
Yapı topluluğunun merkezini oluşturan cami bir avlu içerisinde olup, doğu, güney ve batı yönündeki kapılardan avluya girilmektedir. İki renkli kesme taştan yapılan kemerli avlu kapılarının üzerinde dua kitabeleri bulunmaktadır.

Cami kesme taştan yapılmış, köşe ve duvarlarını güçlendirmek amacıyla kütlevi kuleler yerleştirilmiştir. Bunların üzerinde de küçük ağırlık kuleleri bulunmaktadır. Caminin önünde beş sütunun taşıdığı, üzerleri biri tonoz diğerleri kubbeli dört bölümlü bir son cemaat yeri bulunmaktadır.

İbadet mekânı kare planlı olup, üzeri dört büyük kemer üzerine oturan bir kubbe ile örtülmüştür. Ana mekândan sivri bir kemerle ayrılan mihrap önü ise aynalı bir tonozla örtülmüştür. Mihrap yedi köşeli bir niş şeklinde olup, istiridye motifleri ile tamamlanmıştır. Mihrap nişinin yedi yüzü mermer sütunlarla birbirlerinden ayrılmış ayrıca mihrabın iki yanına da birer süs sütuncuğu yerleştirilmiştir. Minber beyaz mermerden olup, yapıldığı dönemin ampir üslubunu yansıtmaktadır.

İbadet mekânı iki sıra halinde on pencere ile aydınlatılmıştır. İbadet mekânını koyu renk üzerine beyaz yazılı bir ayet frizi dolaşmaktadır.

Caminin orijinal kalem işleri bilinmemektedir. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün 1960 yılında yapmış olduğu onarımda sanat tarihi yönünden değeri olmayan kalem işleri iç görünümü olumsuz yönde etkilemiştir.

Caminin kuzeybatısındaki minare taş kaide üzerine yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir.

Medrese:
Caminin karşısında bulunan medresenin giriş kapısı üzerindeki kitabeden 1780 yılında yapıldığı yazılıdır. Osmanlı mimarisindeki açık avlulu medreseler grubundan olan bu yapı avlunun kuzey ve doğusundaki odalarla birlikte L biçiminde bir plan tipi göstermektedir. Medresenin güneyindeki oldukça gösterişli mermer bir kapıdan avluya girilmektedir. Medrese avlusunun etrafı yuvarlak kemerlerle birbirine bağlanmış sütunların oluşturduğu bir revakla çevrilidir. Revakların arkasındaki odalar birbirinin eşi olup, içlerinde ocak ve dolap nişleri bulunmaktadır. Hücrelerin üzerleri kubbelerle örtülmüştür. Yalnız güneydeki en büyük hücre diğerlerinden farklı olup, içerisinde de beş adet niş bulunmaktadır.

Günümüzde kütüphane olarak kullanılan medrese Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 1960 yılında onarılmıştır.

Başçeşme:
Yapı topluluğundan başçeşme Lütfü isimli bir ustaya 1779 tarihinde yaptırılmıştır. Çeşme düzgün kesme taştan yapılmış, çeşitli dönemlerde onarılmıştır. Çeşmenin ön yüzü sivri kemerli bir niş şeklinde olup, bu nişin önünde yalak taşı, arkasında da su deposu bulunmaktadır.


Kenthaber Kültür Kurulu

Fotoğraflar, kenthaber fotoğraf arşivi, www.nevsehir.gov.tr ve www.sulsehir.gov.tr adreslerinden alınmıştır.

Son Güncelleme ( Pazar, 24 Ağustos 2008 )
 
CAMİİ VE MESCİTLER PDF Yazdır e-Posta
Değerlendirme: / 0
Yazan kapadokya   
Pazartesi, 12 Mayıs 2008
Nevşehirli Damat İbrahim Paşa Camisi (Kurşunlu Cami) (Merkez)

Nevşehir il merkezinde bulunan Damat İbrahim Paşa Külliyesi’nin bir bölümünü oluşturan camiyi, Lale Devri’nin ünlü sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa 1726-1727 yıllarında yaptırmıştır.

Cami 88.00x44.00 m. ölçüsünde dikdörtgen bir avlu içerisindedir. Bu avludan camiye üç kapı ile girilmekte olup, ana giriş avlu kapısı kuzeybatıdadır. Bu kapı üzerinde Şair Nedim’in yazdığı mermer bir kitabe bulunmaktadır. Güney duvarındaki giriş kapısı yol seviyesinden ötürü yüksekte olduğundan avluya merdivenle inilmektedir. Diğer kapı doğu yönündedir. Cami avlusunda kâgir kubbeli 2.00 m. genişliğinde sekizgen, ahşap saçaklıklı bir şadırvan bulunmaktadır. Şadırvan sekiz sütunun taşıdığı üst örtünün altında sekizgen planlıdır. Bu sütunlar siyah beyaz taştan yapılmış olup, sivri kemerlerle birbirine bağlanmıştır. Şadırvanın mermer su haznesi de onikigen planlıdır.

Nevşehirli Damat İbrahim Paşa Külliyesi’nden cami kare planlı olup, 16.80x16.80 m. ölçüsündedir. İbadet mekânı ile mihrap önü arazi konumundan ötürü dayanak duvarları ile sınırlandırılmış bir platform üzerindedir. Caminin giriş kapısı üzerinde dokuz satırlık kitabesi bulunmaktadır.

Kitabe:
Cenâb-ı hazret-i Sultan Ahmet Han Gazi kim
Binâ-yı şevketin mimâr-ı sun’i lemyezel yapdı
İmam-ı müslimin kim cami’-i ahlâk-ı nüsnâdır

Vücûdun feyz-i Mevlâ muktedayı her düvel yapdı
Ne geldi ne gelür evreng-i mülke misli zirâ kim
Anın yaptığı Hayri ne evâhir ne evvel-yapdı

O şâhinşâh-ı dehrin sihr-i hâsı sâdr-ı mümtâzı
Ki Mevlâ hâk-i dergâhından iksi-i emel yapdı
Cenâb-ı âsaf İbrahim Paş kim Hâlil âsa

Yıkılmış diller, çok Kâbeyi müzd-i ‘anel yapdı
Mizâc-ı devleti şûr-ı ‘adu ifsâd itmişken
İdüb ıslâh-ı zatü’l-beyn bîceng û cedel yapdı

İdüp ‘atf-ı ‘inân vadî-i hayre tûsen-i tab’ı
Ne hâk üzre kadem basdıysa bir râ’nâ mahal yapdı
Hususan matla’-ı hurşid-i zatı olduğu belde

Ki ihyâ idüp anı Nevşehir kıldı güzel yapdı
Becâ-yı senk-i zire sîm û zer dökdü esasında
Bu dilcû cami’-i nittiyse itdi mahasal yapdı

Hele billâhi ol sadr-ı mu’allâ kadr-i cûd âyin
İlâ yevmi’l-kıyâme fahre lâyık bir mahal yapdı
Zebân hame-i Vehbî bilüb tavsifde ‘aczin

Ne söz yapdı ise musaddâk mâ-kall ûdel yapdı
Hemşire hânmân-ı devletin ma’mur ide Mevlâ
Ki böyle bir ibâdetgâh-ı Rabb-ı lemyezel yapdı

Duâ itmek gerekdir beş vakitte okunup târih
Bu beytullâhı İbrahim Paşa bî-bedel yapdı
Harrahu el-‘abbu’l-müznib el-fâkir Veliyûddin gafire lehu.

Caminin yapımında yöresel kalker taşlarından yararlanılmıştır. İbadet mekânını örten kubbe duvarlara bitişik altı adet geniş yivli payeler üzerine oturtulmuştur. Merkezi kubbe güney duvarında içteki payeler, dıştan da mihrap önü nişi duvarları ile desteklenmiştir. Kuzey duvarında duvar kalınlığının bir bölümü genişletilerek içerisine üst mahfillere çıkan merdivenler yerleştirilmiştir. İbadet mekânının üzerini örten kubbeye geçiş tromplar ve aralarındaki pandantiflerle sağlanmıştır.

Caminin önünde altı sütunun taşıdığı, üzeri kubbeli altı bölümlü bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Son cemaat yeri kubbeleri sivri kemerlerle birbirlerine bağlanmış mermer mukarnas başlıklı sütunlar üzerine oturtulmuştur.

İbadet mekânı ana duvarlardaki iki sıra, kubbe eteğinde de birer sıra pencere ile aydınlatılmıştır. İbadet mekânının doğu ve batı cephelerinde dörder, kuzey ve güney cephelerinde ikişer ve mihrap önünde de iki pencere bulunmaktadır. Bu pencereler düz lentolu olup, üzerleri silmeli taş sövelere sahiptir. Dış cephede ise bu pencerelerin üzerinde kemer örgüsü duvar yüzeyinden daha içerlek, içi dolu sivri kemerlerle hareketlendirilmiştir.

Mihrabın bulunduğu bölüm kare planlı olarak dışarıya taşırılmış ve üzeri bir tonozla örtülmüştür. Mihrap nişi dikdörtgen şekilde dışarıya taşırılmışsa da mihrap içeride yuvarlak şekildedir. Mihrap profillerden oluşan dikdörtgen bir çerçeve içerisine alınmış, üzeri altı sıra mukarnas dizisi ile örtülmüş yedi kemerli bir nişten meydana gelmiştir. Mihrap nişini çevreleyen profiller yanlarda birer sütunçe ile yumuşatılmıştır. Minberde Lale Devri bezemesi uygulanmıştır. Minber korkulukları, minberin üçgen kısmı kare ve dikdörtgenlerden oluşan çerçeveler içerisine alınmış, her birinin çevresine natüralist üslupta çiçekler yerleştirilmiştir. Buradaki kedigözleri içerisine mermer yüzeylere vazo içerisinden çıkan çiçek motifleri yerleştirilmiştir.

Camide ahşap işçiliğinin örnekleri ile de karşılaşılmaktadır. Cami giriş kapısı kündekâri tekniğindedir. Pencere kapakları da yine kündekâri tekniğinde yapılmıştır. Bunların yanı sıra cami pencerelerinde vitraylara, alçı bezemelere de geniş yer verilmiştir. Bununla beraber camide çiniye çok az yer verilmiştir. Yalnızca mihrap önünde 30x30 cm. ölçüsünde üç çini karo görülmektedir. Bu çinilerde Lale Devri özelliklerini yansıtan laleler bulunmaktadır. Bunların arasında beyaz renkte bir yazı frizi yerleştirilmiştir. Bunun dışında bir çini karo da mihrap önü mekânının batı duvarında, minber yakınında bulunmaktadır. Burada da Lale Devri özelliklerini yansıtan lalelerden oluşmuş natüralist bir kompozisyon görülmektedir.

Caminin kalem işleri ibadet mekânı ve son cemaat yerinde görülmektedir. Kubbe içerisine sekizgen bir göbek ve buradan kubbe eteğine kadar uzanan madalyonlardan oluşan ışınlı bir kompozisyon meydana getirilmiştir. Sekizgen göbeğin ortasında, çevresinde beyaz kırmızı ve mavi renklerin yardımıyla Rumilerden oluşmuş bir yazıt dikkati çekmektedir. Ayrıca buradaki kalem işlerinde beyaz, kırmızı ve mavi renklerde boyanmış çiçekler, Rumiler ve kıvrık dallar görülmektedir. Aynı bezeme mihrap önünde de tekrarlanmıştır. Kalem işleri cami içerisindeki her pencere sırasında da farklı düzenlerde yapılmıştır. Bu kalem işleri Lale Devri özelliklerini yansıtan lale motifleri ile natüralist üsluptaki çiçeklerden oluşmaktadır.

Caminin iç ve dış kalem işlerinden sonra en yoğun şekilde uygulanan bezeme taş bezemedir. İç mekânda mihrap, minber ve galeride mermer üzerinde, dış mekânda, son cemaat yerinde yine mermer üzerine uygulanmış bezemeler görülmektedir.

Caminin avlusuna biri medrese giriş kapısının karşısından, biri de güney duvarının batı köşesindeki iki kapıdan girilmektedir. Avlu giriş kapıları dikdörtgen bir çerçeve içerisine alınmış sivri kemer içinde basık kemerli bir açıklığa sahiptir. Bu kapılardan ana giriş kapısı profillerle çevrelenmiş ve üzerine de bir kitabe yerleştirilmiştir.

Caminin kuzeydoğu köşesinde minaresi bulunmaktadır. Bu minareye son cemaat yerinden basık kemerli bir kapı ile çıkılmaktadır. Minare kaidesi caminin beden duvarının üst kotuna kadar yükselmektedir. Minare dışarıya taşkın bir kaide üzerinde olup, gövdesi on altıgen planlıdır. Minarenin tek şerefesi barok üslupta yapılmıştır. Bu minare XIX.yüzyılda onarılmış ve ampir üslubundaki şerefe altı bezemeleri de yenilendiğini göstermektedir.

Cami avlusunun kuzeydoğu köşesine su deposu, tuvaletler; arka avlunun güneydoğu köşesine de üç basamakla çıkılan bir meşruta eklenmiştir.


Kaya Camisi (Merkez)

Nevşehir Cami-i Atik Mahallesi’nde bulunan Kaya Camisi’ni Damat İbrahim Paşa 1715 yılında yaptırmıştır.

Cami kesme taştan bir yapı olup, dikdörtgen planlı bir avlu içerisinde yer almaktadır. Avlu kapısının kilit taşı, kemer köşe dolgularında lale ve yıldız motifleri dikkati çekmektedir. Kare planlı caminin önünde, yuvarlak kemerlerle dört sütunun taşıdığı üç bölümlü bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Son cemaat yeri bölümlerinin üzeri küçük birer kubbe ile örtülmüştür. İbadet mekânı pandantifli bir kubbe ile örtülüdür. Cami içerisinde dikkati çeken bir bezemeye rastlanmamıştır. Giriş ekseninde bulunan mihrap bezemesiz olmasına rağmen mukarnaslı bir bordürle çerçeve içerisine alınmıştır. Mermer minber korkuluklarında ise baklava dilimleri, merdiven kapısı üzerinde de rozet motifleri görülmektedir.

Caminin kuzeybatısındaki taş kaideli, tel şerefeli ve silindirik gövdeli minare XIX.yüzyılın sonunda buraya eklenmiştir.


Alâeddin Camisi (Avanos)

Nevşehir Avanos ilçesinde bulunan Alâeddin Camisi’nin kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber yapı üslubundan XIII.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Selçuklu döneminde yapılan bu cami sonraki dönemlerde yapılan onarımlarla ve eklerle Selçuklu özelliğini tümüyle yitirmiştir.

Bugünkü konumu ile cami geçirdiği onarımlar ve eklerden ötürü üç ayrı bölüm halindedir. Bu bölümlerden birinci bölüm caminin yapıldığı ilk döneme aittir. Kesme taştan, kare planlı olan bu bölüm tromplu bir kubbe ile örtülmüştür. İbadet mekânı mihrap nişinin üzerindeki pencerelerden aydınlatılmış olup, mihrabı da geç dönemde yapılmıştır. Bu nedenle de bir özellik taşımamaktadır. Bu bölümden sivri kemerle ikinci bölüme geçilmektedir. İkinci bölümün XVI.yüzyılda Hacı Mehmet isimli bir kişi tarafından yapıya eklendiği söylenmektedir. Bu bölüm dikdörtgen planlı, beşik tonozlu olup, diğeri gibi kesme taştan yapılmıştır. İkinci bölümde kuzey yönündeki bir kapı ve pencere ile üçüncü bölüme açılmaktadır.

Caminin üçüncü bölümü 1963-1964 yıllarında yapılan onarım sırasında buraya eklenmiştir. Dikdörtgen planlı ve üç sahınlı olan bu bölümün üzeri beşik tonozla örtülmüştür ve mimari bir özellik taşımamaktadır.


Ulu Cami (Yeraltı Camisi) (Avanos)

Nevşehir ili Avanos ilçesinde bulunan bu caminin kitabesi bulunmadığından yapım tarihi ve banisi bilinmemektedir. Bununla birlikte, yapı üslubundan XVIII.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.

Cami kesme taştan, dikdörtgen planlı olarak yapılmıştır. İbadet mekânına toprak zeminden merdivenle aşağıya inilerek ulaşılmaktadır. Bu yüzden de camiye Yeraltı Camisi ismi verilmiştir. Caminin güneyde olan girişi dışarıya doğru çıkıntılı olup, iki yanına birer mihrap nişi yerleştirilmiştir. İbadet mekânı içten tonozlu, dıştan da düz toprak damlıdır. Giriş ekseninin karşısında olan mihrap yuvarlak bir niş şeklinde olup, bezeme yönünden bir özellik taşımamaktadır.

Yapıya sonradan eklenen minber oldukça kaba bir görünümde ve herhangi bir özelliği bulunmamaktadır. Taş kaide üzerinde yuvarlak gövdeli ve tek şerefeli minaresinin de geç dönemlerde buraya eklendiği sanılmaktadır.


Karavezir Camisi (Gülşehir)

Nevşehir ili Gülşehir ilçesinde Karavezir Mehmet Paşa’nın yaptırmış olduğu külliyenin bir bölümünü oluşturan cami kitabesinden öğrenildiğine göre külliye ile birlikte 1779 yılında tamamlanmıştır. Giriş kapısı üzerinde barok üslupta mermer bir kitabe bulunmaktadır. Bu kitabenin üzerinde, yeşil zemin üzerine altın yaldızla işlenmiş madalyon şeklinde Sultan I.Abdülhamit’in tuğrası yer almaktadır.

Kitabe:

“Şahı-Şahani Hamidi Şeyh Sadr-ı Zişan-ı Silahtar Paşa, hayr-ı niyetiyle razı-i Hak içün, kıldı bu cami pür nuribina, sıdkile aşafı alişane, beş vakitte idelim hayr ve dua, tam tarih-i itmamın da oldu bir beyt ile lüfti göya, kıldı bu camii ehya-e lillah-i sahibi Sadr Mehmed Paşa 1193.”

Yapı topluluğunun merkezini oluşturan cami 400 m2’lik bir alanda, bir avlu içerisinde olup, doğu, güney ve batı yönündeki kapılardan avluya girilmektedir. İki renkli kesme taştan yapılan kemerli avlu kapılarının üzerinde dua kitabeleri bulunmaktadır. Cami kesme taştan yapılmış, köşe ve duvarlarını güçlendirmek amacıyla küçük kuleler köşelere yerleştirilmiştir. Caminin önünde beş sütunun taşıdığı, üzerleri biri tonoz diğerleri kubbeli dört bölümlü bir son cemaat yeri bulunmaktadır.

İbadet mekânı kare planlı olup, üzeri dört büyük kemer üzerine oturan 11 m. çapında bir kubbe ile örtülmüştür. Ana mekândan sivri bir kemerle ayrılan mihrap önü ise aynalı bir tonozla örtülmüştür. Mihrap yedi köşeli bir niş şeklinde olup, istiridye motifleri ile tamamlanmıştır. Mihrap nişinin yedi yüzü mermer sütunlarla birbirlerinden ayrılmış ayrıca mihrabın iki yanına da birer süs sütuncuğu yerleştirilmiştir. İbadet mekânı on pencere ile aydınlatılmıştır. İbadet mekânının kubbe altını beyaz yazılı bir ayet frizi dolaşmaktadır.

Caminin orijinal kalem işleri bilinmemektedir. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün 1960 yılında yapmış olduğu onarımda sanat tarihi yönünden değeri olmayan kalem işleri iç görünümü olumsuz yönde etkilemiştir.

Caminin kuzeybatısındaki minare taş kaide üzerine yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir.


Kızılkaya Köyü Camisi (Gülşehir)

Nevşehir Gülşehir ilçesi, Kızılkaya Köyü’nde bulunan bu cami kitabesinden anlaşıldığına göre 1293 yılında yaptırılmıştır. Ancak banisi ile ilgili bir bilgiye rastlanmamıştır.

Cami kesme taştan oldukça küçük ölçüde bir yapı olup, değişik zamanlarda yapılan onarımlara rağmen özgünlüğünü korumuştur. Dikdörtgen planlı olan cami, sütunlarla üç sahna ayrılmıştır. Bunlardan orta sahın kubbeli olup, yanlarındaki beşik tonozlarla desteklenmiştir. Diğer iki sahın beşik tonoz örtülüdür. Giriş kapısının ekseninde bulunan mihrap dışarıya çıkıntı yapmakta olup, bezeme yönünden bir özellik taşımamaktadır.

İbadet mekânı kubbenin doğu, batı ve güneyindeki pencerelerle aydınlatılmıştır. Minaresi kesme taş kaide üzerine yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir.


Taş Camisi (Gülşehir)

Nevşehir ili Gülşehir ilçesi Tuz Köyü’nde bulunan bu caminin kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi ve banisi kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber mimari yapısından XIII.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.

Cami kesme taştan olup, dikdörtgen planlıdır. İbadet mekânı sütunlarla üç sahna ayrılmıştır. İbadet mekânının mihrap önü kubbeli, soluna rastlayan bölüm yıldız tonozlu ve diğerleri de çapraz tonozlarla örtülüdür. Yuvarlak bir niş şeklindeki silmeli mihrabı kısmen de olsa özelliğini korumuştur. Geç dönemlerde eklenen ahşap minberin bir özelliği bulunmamaktadır.


Aşçıbaşı Camisi (Gülşehir)

Nevşehir ili Gülşehir ilçesinde bulunan Aşçıbaşı Camisi’nin giriş kapısı üzerindeki kitabeden Aşçıbaşı Süleyman Ağa tarafından 1715 yılında yaptırıldığı yazılıdır.

Cami kesme taştan dikdörtgen planlı bir yapıdır. Ancak XX.yüzyılın ikinci yarısında yapılan onarımlarla yapı güneye doğru genişletilmiştir. Bu nedenle de özgünlüğünden kısmen uzaklaşmıştır. Caminin kayaya oyularak yapılmış olan kuzey bölümü tek payeli basit bir plan gösterdiği gibi üzeri düz bir damla örtülmüştür. Yapıya sonradan eklenen bölüm beşik tonozludur ve eski bölümden iki sivri kemerle ayrılmaktadır. Mihrap ve minberi bir özellik taşımamaktadır.

Caminin minaresinin ilginç bir görünümü vardır. Minare kesme taştan yapılmış olup, dışarıdan basamaklarla çıkılmakta olup, üzeri de küçük bir çatı ile örtülüdür. Bu görünümü ile minareden çok bir kulübeyi andırmaktadır.


Tekke Camisi (Hacı Bektaş Veli Külliye Camisi) (Hacıbektaş)

Hacı Bektaş Veli Külliyesi’nin içerisinde bulunan Tekke Camisi’ni Sultan II.Mahmut 1834 yılında yaptırmıştır.

Cami kesme taştan, kare planlı olup, üzeri içten kubbe, dıştan da sekizgen bir kasnak üzerine sekizgen bir külah ile örtülmüştür. Caminin önünde iki sütunlu üç kemerli bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Basık kemerli bir kapıdan girilen caminin üzerini örten kubbeye trompların yardımı ile geçilmiştir.

Caminin kuzeybatı köşesinde çıkıntı duvarı üzerine yerleştirilmiş minaresi oldukça küçük ölçüde olup, yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir.


Cuma Camisi (Hacıbektaş)

Nevşehir Hacıbektaş ilçesi, Akpınar yolu üzerinde Kadıncık Ana Evi’ne yakın olan bu caminin kitabesinden, Dulkadiroğullarının son beyi Şehsuvaroğlu Ali Bey tarafından 1519 yılında yaptırıldığı öğrenilmektedir.

Caminin oldukça yüksek duvarlarla çevrili bir avlusu bulunmaktadır. Dikdörtgen planlı, moloz ve kesme taştan yapılmış üç eyvanlı bir camidir. Caminin önünde üç kemerli bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Son cemaat yerinin duvar uzantıları köşe payeleri şeklinde olup, bunların arasına iki küçük paye yerleştirilmiş ve hafif sivri kemerle birbirlerine bağlanmıştır. İbadet mekânı içerisinde dikdörtgen biçiminde nişler bulunmaktadır. Mihrap son derece basit, minber ise yakın tarihlerde yapılmış olup, herhangi bir özellik taşımamaktadır. Caminin üstü ahşap kiremitli bir çatı ile örtülmüştür.

Caminin doğu duvarında, dışarıdan bir merdivenle baldaken tarzındaki küçük minareye çıkılmaktadır. Bu minare dört taş sütunun kemerlerle birbirine bağlanmasından meydana gelmiş olup, üzeri de külah şeklinde kapatılmıştır.


Taşkın Paşa Camisi (Ürgüp)

Nevşehir ili Ürgüp ilçesi’nin 18 km. güneybatısındaki Damse Köyü’nde bulunan bu cami Karamanoğulları dönemi eserlerindendir. Caminin kitabe yeri bulunmasına rağmen kitabesi günümüze gelememiştir. Mimari üslubundan XIV.yüzyılın ortalarında yapıldığı sanılmaktadır.

Cami kesme taştan ve dikdörtgen planlıdır. Caminin giriş kapısı geometrik ve mukarnas bordürlü olup, iki küçük sütun üzerine oturmuştur. Buradaki sütun kaideleri bitkisel motiflidir. Sütun başlıkları ise Rumilerle bezenmiştir. Buradan iki basamakla ibadet mekânına girilmektedir. İbadet mekânı iki dizi halinde üçer sütun ile üç sahna ayrılmıştır. Mihrap önü küçük pandantifler üzerine oturmuş küçük bir taş kubbe ile örtülüdür. Bunun dışında kalan alanlar toprak dam örtülüdür. Ancak iç mekân XX.yüzyılın başında beyaz badana ile sıvanmış ve bezeme özelliğini yitirmiştir.

Caminin mihrap ve minberi bugün özgün olmayıp, yakın tarihlerde yapılmıştır. Caminin orijinal mihrap ve minberi ağaç işçiliği yönünden son derece önemli örneklerdendi. Bunlar 1940 yılından önce Kayseri Müzesi’ne, daha sonra da Ankara Etnoğrafya Müzesi’ne götürülmüştür. Özellikle mihrap ceviz ağacından oyma tekniği ile yapılmış, son derece ince bir işçilik göstermektedir. Mihrap üzerinde yazı kuşakları, kıvrık dallar, geometrik geçmeler, tomurcuk motifleri oyma tekniği ile yapılmıştır. Minber de aynı özellikleri taşımaktadır.

Caminin yanında sekizgen bir kümbet, altıgen bir kümbet ve bir de medrese bulunmaktadır.


Yaz Camisi (Mescidi) (Ürgüp)

Nevşehir Ürgüp ilçesi, Damse Köyü’nde, Taşkın Paşa Camisi’nin yanında bulunmaktadır. Mescit kesme taştan dikdörtgen planlı olarak yapılmış, üzeri içten beşik tonoz, dıştan da düz bir damla örtülmüştür. Mescide bitişik olarak dört sütunlu, kubbeli minaresi bulunmaktadır.


Kenthaber Kültür Kurulu

Fotoğraflar, www.kaymakli.com adresinden alınmıştır.

Son Güncelleme ( Pazar, 24 Ağustos 2008 )
 
SÖZLÜ TARİH PDF Yazdır e-Posta
Değerlendirme: / 0
Yazan kapadokya   
Pazartesi, 12 Mayıs 2008
Göreme ve peri bacaları

Söylenceye göre Göreme’nin Peri Bacaları’nda insanlarla periler bir arada yaşamaıştır.Periler her konuda insanlara yardımcı olurlar,düğünlerde saz söz eğlence herşey yapılır,eğlencelerde üzüm şirasının içine girip,insanalrı sarhoş ederler.Nerede şenlik,eğlence varsa orada periler insanların hizmetindedir. Böyle yaşayıp giderken insan padişahının oğlu,Peri Padişahının kızına sevdalanır.İnsanlar derin derin düşünür "Periler çoluk çocuğumuzun arasına karışırsa halimiz ne olur?" diye kaygılanırlar.sonunda perilere savaş açarlar.Avcı kılığında perilerin yaşadığı kayalara saldırırlar.Birer güvercin olup uçan periler o gün bu gündür,buralardaki sayısız güvercinlikte yaşamlarını sürdürmektedir.

Avcılar Kasabası,perilere savaş açan avcıların yurdu sayılır.Üçhisar ve Ortahisar’sa savunma noktalarıdır.

Göreme yöresindeki yeraltı kentlerinde bir zamanlar devlerin yaşadığına inanılmaktadır.Birbirine açılan odaların kapılarındaki değirmentaşı büyüklüğündeki sürgüler bunun kanıtı olarak gösterilir.Halk bunlara "Devlerin kenti" der ve girmez,girilirse kapının kendiliğinden kapanacağına ,içerdekinin cezalandırılacağına inanılır.

Talihsiz Belha söylencesi

Günümüzde Urumşa diye anılan bölgeye ,bir oymak yerleşir.Oymak başı,oymaktakilerin sevgisini güvenini kazanmış iyi bir yöneticidir.Behla adlı güzel bir kızı vardır.Kızın tek arzusu Ayazma’nın sularında yıkanmak,kendi kendine şarkılar söylemektir.

Yine bir gün Ayazma’da yıkanmış giyinmektedir.Birden karşısına bir delikanlı çıkar."Ben Ziyaret Dağı’nın ardından geliyorum.Oranın reisiyim.Günlerdir seni yıkanırken izliyorum.Sana gönül verdim"der.Belha önce kaçar ama bir süre sonra o da sevdalanır.Ayazma’nın başında Ziyaret Dağı reisini beklemeye başlar.Güzel Belha’ya gönül verenler ,günden güne artmaktadır. Oymak Beyi güç durumda kalmıştır.Kızı hangisine verse ,öbürü kendisine düşman olacaktır.Buna bir çözüm düşünür.Sonunda bir cirit yarışması düzenlenmesini buyurur.İsteyenler ikişer ikişer çarpışacak kazanan kızı alacaktır.

Yarışma günü gelir.Yarışmacılar kıyasıya çarpışmaya başlar.Ziyaret Dağı Beyi ile Aliyli Beyi sona kalır.Aralarında amansız bir çarpışma başlar.Ziyaret Dağı Beyi tam Aliyli Beyi ni sıkıştırmışken ansızın göğsüne Aliyli Beyi’nin ciriti saplanır.Kanlar içinde yerlere yuvarlanır. Bunu gören Belha ,umutsuzluktan bir çığlık atıp yarışmayı izlediği yerden ciritin üstüne atlar.İki sevdalı aynı ciritle ölüme gider.Oymak Beyi çok üzgündür ama iş işten geçmiştir artık.Bey "Onları sarayımın bahçesine gömün" der.

Yöreye o günden sonra da Belha adı verilir.

KAYNAK :http://okuyan_2.tripod.com/efsaneler/efsaneler1.htm


NEVŞEHİR

Tahsil için üç yıl kaldım
Nevşehir'in dili güzel
Lisede okudum, geldim
Nevşehir'in hâli güzel

Ürgüp, Göreme'de durdum
Uçhisar'a vardım, gördüm
Bilgi için kafa yordum
Nevşehir'in yeli güzel

Turistler hep gelir gider
Kapadokya güzeldir der
İnsanları hizmet eder
Nevşehir'in eli güzel

Avanos'tan yolu çıkar
Kızılırmak burdan akar
Merak eden gelir, bakar
Nevşehir'in gülü güzel

Yedim tatlı üzümünü
Gördüm bağlar bozumunu
Bulur kendi çözümünü
Nevşehir'in kolu güzel

Çobanoğlu il gezerim
Gördüğümü hep yazarım
Anlamaza çok kızarım
Nevşehir'in yolu güzel

(01.08.1999)

Şevki Çobanoğlu

Son Güncelleme ( Pazar, 24 Ağustos 2008 )
 
NEVŞEHİR GEZGİN GÖZÜYLE PDF Yazdır e-Posta
Değerlendirme: / 0
Yazan kapadokya   
Pazartesi, 12 Mayıs 2008
 

Avanos: Nevşehir'in 18 km kuzeyinde olan Avanos'un antik dönemdeki adı Venessa'dır. Çok sayıda çanak çömlek atölyesi bulunan ilçede seramik yapım geleneği Hititlerden beri süregelmektedir. Kızılırmak'ın getirdiği kırmızı toprak ve milden elde edilen seramik çamuru, Avanoslu seramik sanatçılarının elinde şekil almaktadır. Avanos'ta da Hititler'den beri çarkla çanak-çömlek yapıldığı bilinmektedir.Bu el sanatı kavimden kavime,babadan oğula geçerek günümüze kadar gelmiştir.

Avanos'un dağlarından ve Kızılırmak'ın eski yataklarından yumuşak ve yağlı kil topraklar elenir ve iyice yoğurularak çamur haline getirilir.Çark adı verilen ve ayakla döndürülen tezgah üzerindeki çamurun maharetle şekillendirilmesiyle istenilen çanak yapılmış olur.İşlik denilen atölyelerde üretilen çanaklar önce güneşte,daha sonra da gölgede kurutulduktan sonra,saman ve talaşla yakılan fırınlarda 800 dereceden başlayıp 1200 derece sıcaklık arasında özenle pişirilir. Yörede yemek kapları,su testileri,kışlık yiyecek saklamak için çömlekler ve küpler,su kükleri tanınan çanak ürünleridir. Avanos,günümüzde "Kapadokya'nın el sanatları ve alış-veriş merkezi"olarak tanınmaktadır.

Ürgüp: Nevşehir'in 20 km doğusunda olan Ürgüp Kapadokya Bölgesinin en önemli merkezlerindendir. Göreme'de olduğu gibi tarihsel süreç içerisinde çok sayıda isme sahip olmuştur. Bizans Döneminde Osiana (Assiana), Hagios Prokopios; Selçuklular Dönemi'nde Başhisar; Osmanlılar zamanında Burgut kalesi; Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren de Ürgüp adıyla anılmıştır.

Hacıbektaş: Nevşehir-Kırşehir yolu üzerinde Nevşehir'e 45 km uzaklıkta olan Hacı Bektaş, ilçe merkezinde yapılan kazılar sonucunda Eski Tunç Çağı, Hitit, Frig, Hellenistik ve Roma Dönemi'ne ait ele geçen eserler, Hacıbektaş Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir. Hacı Bektaş yakınlarındaki Karaburna köyü yakınlarında Topada ve Sivasa'da olduğu gibi Geç Hitit Dönemi'ne ait Hitit hiyeroflifi ile yazılmış Karaburna kaya anıtı bulunmaktadır.

Bektaş Efendi Türbesi

M.1603 yılında ölmüş olan Bektaş Efendi ile ilgili pek bir bilgi iyoktur. Kubbesi ve duvarları kalem işi bezemelerle süslü olan türbe, Selçuklu Kümbet Mimarisi tarzında inşa edilmiştir.

Bektaşlar

İlçenin 5 km. kadar kuzeyinde; Çivril Köyü yakınlarında bulunmaktadır. Jeolojik bakımdan önem taşıyan, beş adet dev boyutlu taş vardır. Taşların efsanesi, Velayetname’de ayrıntılı olarak anlatılır.

Camiler

Alaaddin Camii
Avanos’ta 13.yüzyıl Selçuklu dönemi’ne tarihlenen Saruhan Kervansarayı ve Alaaddin Camii bulunmaktadır.

Ürgüp - Taşkınpaşa Camii
Nevşehir, Ürgüp ilçesinin, Damsa köyü merkezinde yer alan Taşkınpaşa Camii, Karamanlılar Dönemi’ne aittir. Bugün beyaz badana ile boyanması nedeniyle çirkinleştirilmiş portali geometrik bezeli bordürlerle süslüdür. Kesme taştan inşa edilmiş Cami, kıble yönünde 3 nefli, onbir tonozla örtülüdür. Kemerler mermer başlıklı payaler üzerine oturur. Camii’nin üzeri ise düz toprak damdır.

Halen Ankara Etnografya Müzesi’nde sergilenen cevizden kakma tekniğinde yapılmış mihrabı bugüne kadar kalan tek ahşap örnek olması nedeniyle önemlidir. Mihrabın etrafındaki iki sıra bordür arabeks süsleme ve ayetlerle süslenmiştir.

Niğde - Sungur Bey Camii
İlhanlı Sultanı Ebusaid’in hükümdarlığı zamanında Seyfeddin Sungur Ağa tarafından 1335 yılında yaptırılmıştır. Kesme taştan yapılmış, dikdörtgen planlı Sungur Bey Camii, doğu ve güney portalleri ile mihrabının taş süslemeleri Selçuklu Devri özelliklerini arz eder. Süslemelerde kıvrık dallar arasında arslan, griffon başları, yırtıcı kuşlar, at ceylan tasvirleri dikkat çekmektedir. Ayrıca güney portalinde, kapı kemerinin üzerinde çift başlı kartal tasviri ve her iki portalde yer alan gotik tarzındaki süslemeler ilginçtir.

Camii, orijinalde üçer basık kemerle destekli ve üç nefliydi. Daha geniş olan orta nef üç kubbe, yan nefler ise üçer çapraz tonozla örtülüydü. Camii, 18.yüzyılda yandığından dolayı üst örtü ağaç direklerle desteklenmiş orijinal durumunu kaybetmiştir.

Halen Niğde Dışarı Camii’nde bulunan sedef kakmalı ahşap minberinin kitabesinde, camiinin Büyük Sultan Ebusaid zamanında, Seyfeddin Sungur Bey’in emriyle, usta Hoca Ebubekir tarafından yapıldığı yazılıdır. Sungur Bey Camii’nin çift minareli portalinin olması gotik ve islam sanatının birlikte görülmesi nedeniyle ayrı bir özelliğe sahiptir.

Niğde - Alaaddin Camii
Klasik Selçuklu mimarisinin erken örneklerinden biri olan Niğde Alaaddin Camii, Alaaddin Keykubat zamanında, Abdullah Bin Beşare tarafından 1223 yılında yaptırılmıştır. Mimarı, Sıddık Bin Mahmut ile kardeşi Gazi’dir.

Doğu cephesinde bulunan ve duvar yüksekliğini aşan portali, bezemelerin en yoğun olduğu yerdir. Pek az boşluk kalacak kadar geometrik (yarım daire, yarım yıldız, sekiz kollu yıldız vs.) motiflerle işlenmiştir. Portal nişi 7 sıra mukarnaslıdır. Niş üzerindeki 3 satırlık kitabe camiinin kim tarafından ve ne zaman yapıldığı hakkında bilgiler içermektedir. Kitabenin iki yanında bulunan iki kabartma araştırmacılar tarafından kadın başı ya da arslan başı olarak yorumlanmaktadır. Basık kemerli giriş kapısının kemer taşlarının uçları testere dişi biçimindedir. Kuzeydoğu köşesindeki minarenin yanında, daha küçük ikinci bir portal daha bulunmaktadır.

Camii kareye yakın dikdörtgen planlıdır. Yapı iki sıradan dörder ayakla üç nefe ayrılır. Diğerlerine nazaran daha geniş olan orta nefin tavanı dört mukarnas sırası ile örülmüş ve burada aydınlık feneri bulunur.

Mihrap önü tavanı yan yana üç kubbe ile örtülüdür. Batıdaki kubbe sekiz bölümlü mukanaslı tromplara sahiptir. Doğudaki kubbe ise iki pandandif ve iki tromp üzerine oturur. Mihrap nişi beş köşeli ve mukarnaslıdır. Yan bordürlerde geometrik motifler yoğunluktadır.

Alaaddin Camii, taş işçiliği, orijinal minaresi, iç mekandaki kubbe sayısının artışı ve aydınlık feneriyle Anadolu Selçuklu camilerinin en iyi örneklerindendir.

Kiliseler

Durmuş Kadir Kilisesi
Yusuf Koç Kilisesi
El Nazar Kilisesi
Saklı Kilise
Meryem Ana Kilisesi
Kılıçlar Kilisesi
Göreme Açık Hava Müzesi
Göreme Kilise Mimarisi
Tokalı Kilise
Rahibeler ve Rahipler Manastırı
Aziz Basil Şapeli
Elmalı Kilise
Azize Barbara Şapeli
Yılanlı (Aziz Onuphrius) Kilise
Kiler/Mutfak/Yemekhane
Karanlık Kilise
Azize Catherine Şapeli
Çarıklı Kilise
Çavuşin Kilisesi
Balıklı ve Üzümlü Kilise
Paşabağları ve Aziz Simeon Hücresi
Aziz Theodore (Tağar) Kilisesi
Pancarlık Kilisesi
Üzümlü Kilise
Aziz Basil Şapeli
Tatlarin Kilisesi
Aziz Jean (Karşı) Kilisesi
Aziz George (Kırkdamaltı) Kilisesi
Ağaçaltı Kilisesi
Kokar Kilise
Yılanlı Kilise
Soğanlı Vadisi
Karabaş Kilisesi
Kubbeli Kilise
Azize Barbara (Tahtalı) Kilisesi

Kaleler

NEVŞEHİR KALESİ

Selçuklular dönemine tarihlenen Nevşehir Kalesi Nevşehir’in kurucusu Damat İbrahimpaşa tarafından onarılmış ve l979 yılında da yeniden restore edilerek tahrip olmaktan kurtarılmıştır.

UÇHİSAR KALESİ

Yerden yüksekliği 179 metreye kadar ulaşan Uçhisar Kalesi, Kapadokya bölgesinin en önemli seyir noktalarından birisidir. Bizanslılar tarafından Şato olarak kullanıldığı ifade edilen tarihi kale ilk çağın doğal gökdelenleri olarak da belirtilmektedir. Uç hisar kalesinin zirvesi aynı zamanda bölgenin panaromik seyir noktasıdır. kale içerisinde bulunan çok sayıdaki odalar birbirlerine merdivenler, tüneller ve koridorlarla bağlanmıştır.

Kapadokya’nın Konumu

Roma İmparatoru Augustus zamanında Antik Dönem yazarlarından Strabon 17 kitaplık ‘Geographika’ adlı kitabında (Anadolu XII, XIII, XIV) Kapadokya Bölgesi’nin sınırlarını güneyde Toros Dağları, batıda Aksaray, doğuda Malatya ve kuzeyde Doğu Karadeniz kıyılarına kadar uzanan geniş bir bölge olarak belirtir. Bugünkü Kapadokya Bölgesi Nevşehir, Aksaray, Niğde, Kayseri ve Kırşehir illerinin kapladığı alandır. Daha dar bir alan olan kayalık Kapadokya Bölgesi ise Uçhisar, Göreme, Avanos, Ürgüp, Derinkuyu, Kaymaklı, Ihlara ve çevresinden ibarettir.

VOLKANLARIN PATLAMASI VE JEOLOJİK OLUŞUM

Kaya Yapısı

Kapadokya Bölgesi’ndeki Erciyes, Hasandağı ve Göllüdağ jeolojik devirlerde aktif birer volkandı. Bu volkanla birlikte diğer çok sayıdaki volkanların püskürmeleri Üst Miyosen’de (10 milyon yıl önce) başlayıp, Holosen’e (Günümüz) kadar sürmüştür. Neojen gölleri altındaki yanardağlardan çıkan lavlar, platoda, göller ve akarsular üzerinde 100-150 m. kalınlığında farklı sertlikte tüf tabakasını oluşturmuştur. Bu tabakanın bünyesinde tüften başka tüffit, ignimbirit tüf, lahar, volkan külü, kil, kumtaşı, marn aglomera ve bazalt gibi jeolojik kayaçlar bulunmaktadır.

Ana volkanlardan püsküren maddelerle şekillenen plato, şiddeti daha az küçük volkanların püskürmeleriyle sürekli değişime uğramıştır. Üst Pliosen’en başlayarak başta Kızılırmak olmak üzere akarsu ve göllerin bu tüf tabakasını aşındırmaları nedeniyle bölge bugünkü halini almıştır.

Peribacalarının Oluşumu :

Vadi yamaçlarından inen sel sularının ve rüzgarın, tüflerden oluşan yapıyı aşındırmasıyla ‘Peribacası’ adı verilen ilginç oluşumlar ortaya çıkmıştır. Sel sularının dik yamaçlarda kendine yol bulması, sert kayaların çatlamasına ve kopmasına neden olmuştur. Alt kısımlarda bulunan ve daha kolay aşınan malzemenin derin bir şekilde oyulması ile yamaç gerilemiş, böylece üst kısımlarda yer alan şapka ile aşınmadan korunan konik biçimli gövdeler ortaya çıkmıştır. Daha çok Ürgüp civarında bulunan şapkalı peribacaları konik gövdeli olup, tepe kısımlarında bir kaya bloku bulunmaktadır. Gövde tüf, tüffit ve volkan külünden oluşmuş kayaçtan; şapka kısmı ise lahar ve ignimbirit gibi sert kayaçlardan oluşmaktadır. Yani şapkayı oluşturan kaya türü, gövdeyi oluşturan kaya topluluğuna oranla daha dayanıklıdır. Bu peribacasının oluşumu için ilk koşuldur. Şapkadaki kayanın direncine bağlı olarak, peribacaları uzun veya kısa ömürlü olmaktadır.

Kapadokya Bölgesi’nde erozyunun oluşturduğu peribacası tipleri; şapkalı, konili, mantar biçimli, sütunlu ve sivri kayalardır.

Peribacaları en yoğun şekilde Ürgüp-Uçhisar-Avanos üçgeni arasında kalan vadilerde, Ürgüp-Şahinefendi arasındaki bölgede Nevşehir Çat kasabası civarında, Kayseri Soğanlı vadisinde ve Aksaray Selime köyü civarında bulunmaktadır.

Peribacalarının dışında vadi yamaçlarında yağmur sularının oluşturduğu ilginç kıvrımlar bölgeye ayrı bir özellik katmaktadır. Bazı yamaçlarda görülen renk armonisi, lav tabakalarının ısı farkından dolayıdır. Bu oluşumlar Uçhisar, Çavuşin-Güllüdere, göreme-Meskendir, Ortahisar Kızılçukur ve Pancarlı vadilerinde gözlenir.

Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi

Şehir merkezinde ve Hacıbektaş-ı Veli Müzesi’nin 100 m. kadar batısındadır. Sulucakarahöyük’te, 1967-1976 yılları arasında yapılmış olan bilimsel kazılarda ortaya çıkan arkeolojik buluntular sergilenmektedir. Tek höyükten çıkan eserlerin sergilenmesi bakımından önemli bir müzedir. Pazartesi günü dışında hergün açıktır.

Kadıncık Ana Evi
Velayetname’de adı geçen ve Bektaşilik’te önemli sayılan bir kişinin ikamet ettiği evdir. Müze Müdürlüğü’ne başvurulması halinde görevli sağlanarak ziyaret edilebilir.

Bektaş Efendi Türbesi
M.1603 yılında ölmüş olan Bektaş Efendi ile ilgili pek bir bilgi yoktur. Kubbesi ve duvarları kalem işi bezemelerle süslü olan türbe, Selçuklu Kümbet Mimarisi tarzında inşaa edilmiştir.

Çilehane-Deliklitaş
İlçenin 3km. doğusundaki Arafat Dağı’nda bulunan mağaradır. Hacı Bektaş-ı Veli’nin bu mekanda halvette bulunduğuna inanılır. Ayrıca, bu delikten geçenlerin günahlarından arındığı yönünde bir inanç da vardır. Zemzem çeşmesi, Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre ve Ozanlar Anıtları ile 5.000 kişilik modern amfitiyatro bu tepede bulunmaktadır.

Beştaşlar
İlçenin 5 km kadar kuzeyinde; Çivril Köyü yakınlarında bulunmaktadır. Jeolojik bakımdan önem taşıyan, beş adet dev boyutlu taş vardır. Taşların efsanesi, Velayetname’de ayrıntılı olarak anlatılır.

Atatürk Evi
İlçe merkezinde bulunan evde; M. Kemal Atatürk, 22-23 Aralık 1919 tarihlerinde konuk edilmiştir. XIX. yüzyılda inşaa olunan ev, restore edildikten sonra, Müze-Ev olarak halkın ziyaretine açılacaktır.

Nevşehir Müzesi

1967 yılında Damat İbrahim Paşa Külliyesi’nin bir kompleksi olan medrese binasında ve imarethanesinde ziyarete açılmış, 1987 yılında Kültür Merkezi’ndeki yeni binasına taşınmıştır.

Eserler arkeolojik ve etnografik iki seksiyonda teşhir edilmektedir. Arkeolojik seksiyon Neolitik, Kalkolitik, Tunç Çağları, Frig, Urartu, Hellenistik, Roma ve Bizans’tan ibarettir. Ayrıca, İran, Mezopotamya, ve Kıbrıs kökenli eserler de sergilenmektedir. Etnoğrafik seksiyonda ise Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemine ait aydınlatma araçları, yazma eserler, silahlar, yöresel giysiler, el işleri, halı ve kilimler, erkek ve kadın takıları ile mutfak eşyaları bulunmaktadır. Ayrıca Nevşehir Müze Müdürlüğü’ne bağlı ören yerleri Göreme’de Açık Hava Müzesi, Avanos’ta Zelve Ören Yeri ve Çavuşin Kilisesi, Özkonak’ta Yeraltı Şehri, Gülşehir’de St. Jean Kilisesi ve Açıksaray Harabeleri, Derinkuyu Yeraltı Şehri, Kaymaklı Yeraltı Şehri, Acıgöl yakınlarındaki Tatlarin’de Tatlarin Kilisesi ve Yeraltı Şehri, Ürgüp yakınlarındaki Mazı Yeraltı Şehri’dir.

Çilehâne - (Deliklitaş)

İlçenin 3 km. doğusundaki Arafat Dağı’nda bulunan mağaradır. Hacı Bektaş-ı Veli’nin bu mekanda halvette bulunduğuna inanılır. Ayrıca, halk arasında bu delikten geçenlerin günahlarından arındığı yönünde bir inanç da vardır. Zemzem çeşmesi, Hacı Bektş-ı Veli, Yunus Emre ve Ozanlar Anıtları ile 5000 kişilik tiyatro bu tepede bulunmaktadır.

Mesire Yerleri

Göreme Vadisi

İl merkezine 14 km uzaklıkta, Kızılırmak’a güneyden açılan bir vadidir. Vadi boyunca asfalt bir yol uzanmaktadır. Göreme vadisinin yamaçlarında çok sayıda peribacaları vardır. Peribacaları içine oyulmuş mağara ve kiliseler tarihsel değerleri de olan anıtlardır. Vadi tabanı, zengin su kaynakları ve büyük bitki örtüsüyle, ilgi gören dinlenme yerlerindendir. Peribacaları ile tarihsel yerleri görmeye gelenler, buralarda dinlenebilmektedir.

Kadirah Deresi

İl merkezine 3 km uzaklıktaki bu dinlenme yeri, Narköy sınırları içinde kalmaktadır. Burada Nevşehir çayının bazalt kayalarını yararak açtığı çok sayıda delik ve çağlayanlar vardır. Jeolojik yapısı ve jeomorfolojik oluşumuyla yörenin ilgi çeken mesire yerlerinden olan Kadirah deresine asfalt bir yolla ulaşılabilmektedir.

Ballıkaya

İl merkezine 5 km uzaklıktaki bu dinlenme yeri, özellikle manzarası nedeniyle ilgi toplar. Göre kasabasının güneyinde bir bazalt tepesi üzerinde yer alan Ballıkaya, geniş alanların kolayca görülebildiği bir yerdir.

Üzengi Deresi

Ortahisar’ın güneyinden başlayarak Ürgüp yakınlarından Damsa çayı vadisine açılan Üzengi deresi boyu, sıkça gidilen dinlenme yerlerindendir. Duvar gibi yükselen vadi yamaçlarıyla, tabanda birbirini izleyen meyve bahçeleri ve mineral bakımdan zengin maden sularıyla ilgi çeken bir dinlenme yeridir. Bu yöre il merkezine 14 km’lik asfalt bir yolla bağlıdır.

Kızılırmak Kıyıları

Kızılırmak vadisi, Avanos ve Gülşehir yörelerinde genişleyerek, doğal kumsallar ve ağaçlık dinlenme yerleri ortaya çıkmıştır. Avanos’ta, özellikle akarsuyun güney kıyıları, günü birlik gidilen yöredir. Dinlenme yerlerinin bulunduğu yöre, yaklaşık 19 km’lik asfalt bir yolla merkeze bağlıdır. Gülşehir’de, Kızılırmak kıyısında kimi yerler mesire yeri olarak ayrılmış, buralarda gerekli alt yapı tesisi kurulmuştur.

Gülşehir Karayolları Dinlenme Parkı

Gülşehir ilçesinde Kızılırmak nehri kenarında, piknik ve mesire yeri olarak alt yapısı ve çevre düzenlemesi yapılmış, günü birlik kullanıma açık bir mesire yeridir. İl merkezine uzaklığı 20 km’dir.

Çakırcan

Gülşehir ilçesi Tuzköy kasabasında Kızılırmak nehri kenarındadır. Kaynak sularının bol olduğu ve zengin bitki örtüsüne sahip olan bu yerde alabalık üretim tesisleri de mevcuttur. Günü birlik piknik ve mesire yeri olarak alt yapı ve çevre düzenlenmesi yapılmıştır. İl merkezine uzaklığı 28 km’dir.

Dedebağı

Hacıbektaş ilçesine Kırşehir yolu doğrultusunda ilçeye 3 km uzaklıkta bulunan Dedebağı, dergaha bağlanmış olup, tekkenin açık olduğu zamanlarda önemli ocaklardan birisi idi. Koruma altına alınan bu yerde Şekerpınar’ı ile Hacı Melek Baba’nın mezarlarını kapsayan bir türbe vardır. Yeşillikler içinde bol suyu olan bu yer, mesire yeri olarak alt yapısı mevcuttur.

İçmeler-Kaplıcalar

Nevşehir’de çok sayıda içme ve kaplıca vardır. İlde kaplıca denince akla Kozaklı kaplıcaları gelmektedir. Nevşehir’deki içme ve kaplıcaların büyük bölümü gelişen turizme paralel olarak değerlendirilmeye başlanmış, bu alanda önemli sayılabilecek gelişmeler olmuştur.

Kozaklı Kaplıcaları

Kozaklı’nın güneyindeki dere yatağı boyunca çok sayıda sıcak su kaynağı vardır. Toplam debisi 30 lt/sn’yeye ulaşan bu suların bir bölümü dereye karışmakta, bir bölümü ise, bir süre açıkta aktıktan sonra yeniden yeraltına çekilmektedir.

Kozaklı’nın doğusunda, Özel İdare’nin eski Kozoğlu hamamı vardır. Günümüzde bu hamam havuz taşları dışında bütünüyle yıkılmış durumdadır. Suyu az olmakla birlikte, Türkiye’nin radyoaktif olma özelliği bakımından en yüksek kaplıcalarından biridir. Sondajla toplanan suyun bir bölümü yeni yapılan turistik motellerde kullanılmaktadır. Üç ayrı havuzdan birbirine akıtılarak soğutulan su, banyolara ve dairelere verilmektedir.

İlçedeki eski Belediye hamamının sıcak su gereksinimi de bu kaynaklardan karşılanmaktadır. Hamamın kadın ve erkek bölümlerine iki ayrı kaynaktan su gelmektedir.

Kozaklı’daki Uyuz kaynağı, suyu en soğuk (27 ºC) olanıdır. Radyoaktif olan bu sudan, öbür suların soğutulmasında yararlanılmaktadır.

Kozaklı’daki sondaj kuyusu, Kozoğlu hamamı, Belediye hamamı ve Uyuz hamamının suları, kloro-bikarbonate ve sülfatlı alkalik, toprak alkalik karışık sulardır. Ağrılı rahatsızlıklarla romatizmada yararlı olan bu sular, iç salgı bezlerinin rahatsızlıklarında da kullanılmaktadır.

Gümüşkent (Salanda) Kaplıcası

Hem kaplıca hem de içmece özelliği taşıyan Gümüşkent kaplıcası, Gülşehir’in Gümüşkent bucağının kuzeyindedir. Gülşehir Hacıbektaş karayolundan 3 km içerde kalan bu içmenin düzenli bir yolu yoktur. Su, yarısı doğal betonlaşmış bir havuzun içerisinden kaynamaktadır. İkinci bir havuzda toplanan su, bahçe sulamasında yararlanılmakta, saniyede yaklaşık 1 litre kaynayan su, yöre halkınca, deri hastalıklarında banyo yoluyla kullanılmaktadır.

Gümüşkent İçmesi, toprak alkali bikarbonatlı ve bol karbondioksitli bir maden suyudur. İçme olarak değerlendirildiğinde metabolizma hastalıklarında, karaciğer ve safra kesesi yetersizliklerinde yararlı olmaktadır.

Üzengiçay İçmesi

Ürgüp’ün 3 km kadar güneyinde, Üzengiçay’ın yatağının iki yanında kaynamaktadır. Yüzeye çıkarken pirit parçaları da sürükleyen bu içmenin debisi 0,55 lt/sn’dir. Kuzeydeki kaynağın suyu ise daha soğuk ve miktarı biraz daha fazladır. Her iki kaynak hafif kükürtlü hidrojen kokuludur. Yöre halkı, çevresi ağaçlık olan bu içmeleri, genelde mesire yeri olarak kullanmaktadır. İçme olarak değerlendirildiğinde, karaciğer ve safra kesesi yetersizliklerinde yararlı olmaktadır.

Çorak İçmesi

Nevşehir-Avanos karayolu üzerindeki bu içme 2000 Evler mahallesindedir. Bu içmenin alt yapı tesisleri yapılmıştır. Gelenler günü birlik yararlanabilmektedir. Geceleme imkanı yoktur.

Alkali, tuzlu ve bikarbonatlı olan çorak madensuyu, içme olarak değerlendirildiğinde sindirimi kolaylaştırıcı, salgıyı artırıcı etki yapmaktadır.

Karakaya İçmesi

Nevşehir-Avanos karayolu üzerinde, il merkezine 13 km uzaklıktadır. Alt yapı tesisi yoktur ve gelenler günü birlik faydalanabilmektedir.Sodyum bikarbonatlı ve alkalik sulardan olan Karakaya İçmesi, mide ve bağırsak rahatsızlıklarında yararlı olmaktadır.

Ürgüp İçme ve Kaplıcası

Kaynak ilçe merkezinin 5 km doğusundadır. Suyun sıcaklığı 140 ºC’dir. Tuzlu, kokusuz, gazsız sular grubundadır. Deri hastalıklarında su banyosunda ve kaynağın az ilerisindeki kükürtlü çamurdan yarar sağlanır.

Bahçeli İçmesi

Kaynak Ürgüp’e bağlı Bahçeli köyünün kuzeybatısındadır. Suyu 18 ºC olan bu içme fazla gazlı, kokusuz, bikarbonatlı safra suları ihtiva eder. Hazmı kolaylaştıran ve böbrekleri temizleyen bu su aynı zamanda safra suyu olarak da kullanılır.

Son Güncelleme ( Pazar, 24 Ağustos 2008 )
 
GENEL BİLGİ PDF Yazdır e-Posta
Değerlendirme: / 0
Yazan kapadokya   
Pazartesi, 12 Mayıs 2008
İç Anadolu Bölgesi’nde yer alan Nevşehir, doğusunda Kayseri, güney ve güneybatısında Niğde, kuzeybatısında Kırşehir, kuzey ve kuzeydoğuda Yozgat ili ile çevrilidir. İl, doğudan batıya doğru çukurluğu artan Kızılırmak Vadisinin ikiye ayırdığı, güney ve kuzey bölgelerine gidildikçe yükselen bir konumdadır. İl topraklarını orta yükseklikte dalgalı düzlüklerden oluşan bir plato kaplamaktadır. Akarsu vadileri ile yarılmış olan bu plato, il sınırları dışındaki Erciyes Dağı ile Melendiz-Hasan Dağlarından çıkan lav ve tüflerin yığılması ile oluşmuştur. Volkanik arazinin çeşitli biçimlerde aşınması ile peribacaları ortaya çıkmıştır. Platonun kuzeyinde Kızıldağ (1.768 m.), güneydoğusunda Hodul Dağı (1.949 m.), güneyinde de Erdaş Dağı (1.982 m.) yer aşır. Oylu Dağı (1.680 m.), Gülşehir Hırka Tepesi (1.684 m.), Avanos’ta İsmail Sivrisi (1.768 m.), ve İdiş Tepesi (1.339 m.) ilin diğer yükseltileridir.

İldeki başlıca düzlükler Kızılırmak boyunda yer alan ovalar ile Derinkuyu Ovasıdır. Nevşehir’in en büyük ovası olan Derinkuyu ovası, güneye doğru eğimli ve çok sayıda küçük akarsuyun taşıdığı alüvyonlarla kaplanmıştır. Nevşehir’de bu ovalar dışında kimi taban topraklarda ve platolar arasında, çok sayıda küçük düzlük vardır. Ova sayılabilecek kadar geniş olmamalarına karşın, son yıllarda tarımda modern araçların kullanımının artmasıyla, bu alanların önemi artmaya başlamıştır.

Nevşehir’de yeryüzü şekilleri açısından vadiler çok önemlidir. Volkanik lav tüflerden oluşan kesimlerde, akarsular dar oluklar açmıştır. Vadiler dar ve dik olduğundan verimli ovalar pek azdır.İlin en önemli vadisi Kızılırmak vadisi olup Göreme vadisi, Karacaören vadisi, Damsa vadileri bu vadiye dikey inen vadilerdir. Türkiye’nin en uzun ve önemli vadilerinden biri olan Kızılırmak vadisinin Nevşehir’deki bölümü geniş değildir. Yalnızca Avanos ve Gülşehir yörelerinde yer yer genişleyen vadide dar ovalar oluşmuştur. Kızılırmak vadisine kuzeyden ve güneyden çok sayıda yan vadi açılır.

İlin başlıca akarsuyu Kızılırmak olup,çok derinden aktığı için de sulama ve diğer şekillerde yararlanılamamaktadır. İlin kuzey kesiminden kaynaklanan küçük akarsular Delice Irmağı’nın başlangıç kollarını oluştururlar. İl toprak ve jeolojik yapısının sonucu olarak akarsu bakımından yoksuldur. İlde Tatlarin ve Damsa barajları ardında suların toplanması ile oluşan yapay göller bulunmaktadır. Doğal göl yoktur. Deniz seviyesinden ortalama 1.150 m. yükseklikteki ilin yüzölçümü 5.467 km2 olup, toplam nüfusu 309.914’tür.

Jeolojik dönemlerde aktif birer volkan olan Erciyes, Hasan Dağı ve Göllüdağ Nevşehir yöresinde, püskürmeler ile platoda, göller ve akarsular üzerinde 100-150 m. kalınlığında farklı sertlikte tüf tabakalarını oluşturmuştur. Bu tabakanın bünyesinde tüften başka tüffit, ignimbirit tüf, lahar, volkan külü, kil, kumtaşı, marn aglomera ve bazalt gibi jeolojik kayaçlar bulunmaktadır. Ana volkanlardan püsküren maddelerle şekillenen plato, şiddeti daha az küçük volkanların püskürmeleriyle sürekli değişime uğramıştır. Üst Pliosen’den başlayarak başta Kızılırmak olmak üzere akarsu ve göllerin bu tüf tabakasını aşındırmaları nedeniyle bölge bugünkü halini almış ve peribacalarının oluşumunu sağlamıştır. Daha çok Ürgüp civarında bulunan peribacaları konik gövdeli olup, tepe kısımlarında bir kaya bloğu bulunmaktadır. Gövde tüf, tüffit ve volkan külünden oluşmuş kayaçtan; şapka kısmı ise lahar ve ignimbirit gibi sert kayaçlardan oluşmaktadır. Kapadokya Bölgesi’nde erozyunun oluşturduğu peribacası tipleri; şapkalı, konili, mantar biçimli, sütunlu ve sivri kayalardır.

Peribacaları, Ürgüp-Uçhisar-Avanos üçgeni arasında kalan vadilerde, Ürgüp-Şahinefendi arasındaki bölgede Nevşehir Çat kasabası civarında, Kayseri Soğanlı vadisinde ve Aksaray Selime Köyü civarında bulunmaktadır. Peribacalarının dışında vadi yamaçlarında yağmur sularının oluşturduğu ilginç kıvrımlar bölgeye ayrı bir özellik katmaktadır. Bazı yamaçlarda görülen renk armonisi, lav tabakalarının ısı farkından dolayıdır. Bu oluşumlar Uçhisar, Çavuşin-Güllüdere, göreme-Meskendir, Ortahisar Kızılçukur ve Pancarlı vadilerinde bulunmaktadır.

İlin bitki örtüsü (Bozkır) Step özelliği gösterir. Nevşehir ilinde geniş ve verimli nitelikte ormanlar olmamasına rağmen ilin çeşitli yörelerinde orman olarak kabul edilen bitki toplulukları görülür. Bu bitkilerin başında meşe yanında ardıç türleri, alıçlar, ahlatlar, yabani erikler, cehriler gelmektedir. Hodul Dağı eteklerinde az da olsa çok yaşlı ve soyu tükenmekte olan karaçam ağaçlarına rastlanmaktadır. Ayrıca yol kenarlarında akasya ve akça ağaçlar bulunur. Vadi boylarında görülen söğüt, kavak, ceviz gibi ağaç türleri ile geniş alanlara yayılmış kayısı, badem, elma, armut gibi ağaç türleri de bunları tamamlamaktadır.

Nevşehir’de karasal iklim hüküm sürmekte olup, yazları sıcak ve kurak, kışlar sert, soğuk ve yağışlı geçer.

İlin ekonomisi turizm, tarım, hayvancılık, ormancılık ve sanayie dayalıdır. Yetiştirilen başlıca tarımsal ürünler, patates, buğday, şeker pancarı, arpa, üzüm, çavdar, soğan, nohut, elma, karpuz, domates, kavundur. Az miktarda fiğ, korunga, mısır ve yonca ve başta kayısı, armut, kiraz olmak üzere çeşitli meyve de üretilmektedir . Mera alanlarının azlığı nedeni ile hayvancılık genelde ahır hayvancılığı şeklinde olup, aile tüketimine yöneliktir. Kızılırmak ve Damsa Baraj Gölünde su ürünleri üretim tesisleri bulunmaktadır. Ayrıca ilin çeşitli köylerinde el tezgahlarında halı ve kilim dokumacılığı yapılmaktadır.

Yer altı kaynakları bakımından zengin olan ilin Acıgöl ve Derinkuyu yörelerinde perlit; Avanos’ta kaolin, Gülşehir’de barit, tuz ve linyit, Ürgüp’te çimento hammaddesi ve ponza taşı hammaddesi bulunmaktadır. Hacıbektaş ilçesindeki yataklardan çıkarılan ve bir tür albatr türü olan hacıbektaştaşı hediyelik eşya yapımında kullanılmaktadır. İl toprakları yer altı suları bakımından da zengin olup, Kozaklı Kaplıcaları’ndan çıkan sıcak sular, Türkiye’de radyoaktivitesi en yüksek madensuyudur.

İlin doğusunda yer alan Göreme Vadisi ve Ürgüp zengin doğal ve tarihsel yapısı ile ülkenin başlıca turistik yerlerinden olup, son yıllarda ilin ekonomisinde en büyük etken olmaktadır. Göreme Milli Parkı’nın bulunduğu yörede birçok konaklama tesisi bulunmaktadır.

İlin sanayisi tarım ürünlerinin işlenmesiyle sınırlıdır. Ticaret ve ulaştırma ekonomisinde etkilidir. Önemli karayollarının kavşak noktasında yer alan Nevşehir’in kuzeydoğusundan Ankara-Kayseri demiryolu geçer. Sümerbank Nevşehir Pamuklu Sanayii Müessesesi, çeşitli şarap fabrikaları, un, dokuma, meyve suyu, pekmez, tarım araçları, tuğla ve kiremit fabrikaları ilin başlıca sanayi kuruluşlarıdır.

Nevşehir (Muşkara) ilinin en eski yerleşim yeri Gülşehir ilçesi Civelek Mağarası’nda görülür. Avanos’un Sarılar beldesi yakınlarındaki Zank Höyük’te DTCF Öğretim üyelerinden Doç. Dr. Hüseyin Sever’in başkanlığında yapılan kazılar sonucunda Eski Tunç Çağı’na (M.Ö.3000-2000) ve Assur Ticaret Kolonileri Çağı’na (M.Ö.2000-1750) ait eserler ele geçmiştir. Nevşehir civarında bulunan çok sayıdaki höyüklerde özellikle Eski Tunç Çağı’na ait kalıntılar tespit edilmiştir.

Hititler döneminde Kahve Dağı eteklerinde kurulan Nyssa bugünkü Nevşehir’dir. Burada yapılan kazılardan ele geçen kalıntı ve buluntulardan Nyssa’nın MÖ.3000 yıllara kadar uzanan bir tarihi olduğu anlaşılmaktadır. Bu bölge tarih öncesi çağlardan beri yerleşmeye sahne olmuş ve “Kapadokya” olarak tanımlanmaktadır.

Hititlerden sonra Kimmerler’in Frig egemenliğine son vermesi sonucu yörede Medler (M.Ö.585), daha sonra da Persler (M.Ö.547) hakimiyet kurmuşlardır. Persler bölgeyi ‘Satrap’ adını verdikleri valilerce yönetmişlerdir. Persler, Kapadokya’dan geçerek başkentlerini Ege’ye bağlayan, ‘Kral Yolu’nu geliştirmişlerdir. Makedonya Kralı İskender M.Ö.334 ve 332’de Pers ordularını arka arkaya bozguna uğratarak bu büyük İmparatorluğu yıkmıştır.
Büyük İskender, komutanlarından Sabiktas’ı bölgeyi denetim altına almakla görevlendirince, halk buna karşı çıkmış ve eski Pers soylularından Ariarathes’i kral ilan etmişlerdir. I.Ariarathes (M.Ö.332-322) Kapadokya Krallığı’nın sınırlarını oldukça genişletmiştir.

İskender’in ölümüne kadar barış içinde yaşayan Kapadokya Krallığı, Roma’nın bir eyaleti olduğu M.S 17 yılına kadar varlığını korumak için Makedonyalılarla, Pontuslularla, Galatlarla, Romalılarla mücadele etmiştir. M.S.17’de Tiberius Kapadokya’yı Roma’ya bağlayarak bölgedeki kargaşaya son vermiştir. Romalılar bölgeyi ele geçirdikten sonra batıya bir yol yaparak Ege’ye ulaşımı sağlamış, bu yol askeri ve ticari bakımdan çok önem taşımıştır. İmparator Septimus Severius Dönemi’nde ekonomik bakımdan oldukça canlanan Kapadokya’nın merkezi Kayseri daha sonraki yıllarda İran’dan gelen Sasaniler’in saldırılarına uğramış, III. Gordianus bu saldırılara karşı şehrin etrafını surlarla çevirtmiştir.

Bu dönemde Anadolu’da yayılmaya başlayan ilk Hıristiyanların bir kısmı büyük şehirlerden köylere göç etmeğe başlamışlar, Kayseri’nin önemli bir din merkezi haline geldiği IV. yüzyılda, Göreme ve çevresini gelen Hıristiyanlar, Kayseri Piskoposu da olan Aziz Basil’in dünya görüşünü benimseyerek kayalar içinde manastırlar kurmuşlardır.
Roma İmparatorluğu’nun ikiye bölünmesiyle Kapadokya Doğu Roma İmparatorluğu’nun (Bizans) hakimiyetine geçmiştir. VII.yüzyılın ilk yıllarında Kapadokya’da Sasanilerle Bizanslılar arasında yoğun savaşlar olmuş, Sasaniler bölgeyi 6-7 yıl kadar ellerinde tutmuşlardır. 651’de Halife Osman Sasanileri yıkınca bölge bu kez Arap-Emevi güçlerinin akınlarına uğramıştır. Uzun süredir devam eden mezhep çatışmaları III.Leon’un Müslümanlıktan etkilenerek ikonaları yasaklamasıyla doruk noktasına ulaştı. Bu durum karşısında bazı Hıristiyan ikon yanlısı keşişler Kapadokya’ya sığınmaya başladılar. İkonoklasm hareketi yüz yıldan fazla sürmüştür (726-843).

XIII.yüzyılda Horasan’dan gelen Türk düşünürü Hacı Bektas-i Veli’nin çalışmaları sonucunda Türkler bölgede egemenliklerini kurmuşlardır.

Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra, 1077’de Anadolu Selçuklu Devleti kurulunca, bu topraklar da Orta Asya’dan gelen Türk egemenliğine girmiştir. Kapadokya yöresi 1071’den önce VII.ve VIII.yüzyıllarda doğudan İran-Sasani, güneyden gelen Arap-İslam akınlarına hedef olmuştur. Hititler döneminden kalma yörede bulunan 200’e yakın yeraltı şehri bu akınlar zamanında geliştirilmiştir. 1308 yılında Anadolu Selçuklu Devleti yıkılınca Moğol istilasına uğramıştır.

Anadolu Selçuklu Devleti yıkılınca Timur’un daha sonra da Eratna Bey’in hakimiyetine giren Nevşehir, 1381’de Kadı Burhanettin tarafından ele geçirildiyse de 1397’de yöreye Karamanoğulları egemen olmuşlardır. 1397’de Yıldırım Beyazıt Karaman ilini topraklarına katınca Nevşehir (Muşkara) de Osmanlı topraklarına dahil olmuştur. Yıldırım Beyazıt 1402 Ankara Savaşında Timur’a yenilince yeniden Karamanlı Beyliği yörede egemen olmuştur. II. Beyazıt’ın Karaman Beyliği’ne son vermesi ile 1466’da Muşkara (Nevşehir) kesin olarak Osmanlı topraklarına katılmıştır.

Antik dönemde adı ’’Nyssa’’ olan Nevşehir’in Osmanlı İmparatorluğu zamanındaki adı ’’Muşkara’’ idi. Osmanlı Padişahı III.Ahmet’in damadı ve sadrazamı olan İbrahim paşa ( 1660-1730 ) doğup büyüdüğü yer olan Nevşehir’e ilgi göstermiş, Ürgüp’e bağlı 18 haneli küçük bir köy olan Muşkara’da camiler, çeşmeler, okullar, imaretler, hanlar ve hamamlar yaptırmış ve adını, yeni şehir anlamına gelen ’Nevşehir’ olarak değiştirmiştir.

Celali Ayaklanmalarına da sahne olan Nevşehir yöresi XIX.yüzyıl sonlarında Konya Vilayetinin Niğde Sancağına bağlı bir kaza olarak yönetiliyordu. Cumhuriyetin ilanından sonra yapılan yeni idari yapılanmada Niğde iline bağlı bir ilçe olmuş, 1954’de de il konumuna getirilmiştir.

Nevşehir’de günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; Nevşehir Kalesi (XII.yüzyıl), Uçhisar Kalesi, Durmuş Kadir Kilisesi, Yusuf Koç Kilisesi, El Nazar Kilisesi, Saklı Kilise, Meryem Ana Kilisesi, Kılıçlar Kilisesi, Göreme Açık Hava Müzesi, Göreme Kilise Mimarisi, Tokalı Kilise, Rahibeler ve Rahipler Manastırı, Aziz Basil Şapeli, Elmalı Kilise, Azize Barbara Şapeli, Yılanlı (Aziz Onuphrius) Kilise, Karanlık Kilise, Azize Catherine Şapeli, Çarıklı Kilise, Çavuşin Kilisesi, Balıklı ve Üzümlü Kilise, Paşabağları ve Aziz Simeon Hücresi, Aziz Theodore (Tağar) Kilisesi, Pancarlık Kilisesi, Üzümlü Kilise, Aziz Basil Şapeli, Tatlarin Kilisesi, Aziz Jean (Karşı) Kilisesi, Aziz George (Kırkdamaltı) Kilisesi, Ağaçaltı Kilisesi, Kokar Kilise, Yılanlı Kilise, Karabaş Kilisesi, Kubbeli Kilise, Azize Barbara (Tahtalı) Kilisesi, İbrahim Paşa Külliyesi, Kaya Camisi (1715), Avanos Alaaddin camisi (XIII.yüzyıl), Ürgüp Taşkınpaşa Camisi, Hacıbektaş Veli Türbe ve Müzesi, Balım Sultan Türbesi, Beylik Hanı (1726) bulunmaktadır. Göreme Vadisi, Ballıkaya, Kadirah Deresi, Üzengi Deresi, Çakırcan, Gülşehir Karayolları Dinlenme Parkı, Kızılırmak Vadisi, Kozaklı Kaplıcası, Gümüşkent Kaplıcası, Üzengiçay İçmesi, Karakaya İçmesi, Bahçeli İçmesi, Çorak İçmesi, Ürgüp İçme ve Kaplıcası ilin doğal oluşumları olup başlıca mesire yerleridir.

Fotoğraflar, www.nevşehir.gov.tr adresinden, Kenthaber fotoğraf arşivi ve E.Yücel arşivinden alınmıştır.

Son Güncelleme ( Pazar, 24 Ağustos 2008 )
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sonuçlar 64 - 72 / 147

Login Form





Şifrenizi mi kaybettiniz?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Ulusal Televizyonlar
Untitled Document
YÖNETİM KURULU
İSTİŞARE KURULU
KAPADOKYA KÜLTÜR DERNEGI KAPADOKYANIN DÜNYAYA AÇILAN KAPISI KAPADOKYA KÜLTÜR DERNEGI KAPADOKYANIN DÜNYAYA AÇILAN KAPISI
ALFABETİK SIRAYA GÖRE

ABDULLAH ÖZDEMİR
MEMUR


AHMET KANDEMİR
SANATÇI

ALİ SEYHAN
MEMUR

ALİ ŞAHİN
MEMUR

AYHAN YAVUZ
İŞ ADAMI

BATTAL KAVALCI
İŞ ADAMI

BÜNYAMİN GÖKSU
TURİZMCİ
Bünyamin Gömbel
iş adamı


CELALETTİN KANDEMİR
DİN ADAMI

DURMUŞ YILDIRIM
İŞ ADAMI

Efendi kına
Yönetici

ERKAN BEYTUR
GRAFİKER

FAHRETTİN YILDIRIM
İŞÇİ

HABİP SEYHAN
EMEKÇİ

HABİP YANIK
YÖNETİCİ

HAKAN GÜLTOP
İŞ ADAMI

HALİL KURT
SPOR ORGANİZATÖRÜ

HASAN KÜÇÜK
İŞ ADAMI

İBRAHIM BAŞER
İŞ ADAMI

IBRAHİM SEYHAN
EMEKÇİ

İBRAHİM GÖKGÜL
EMEKÇİ

MAHMUT KAPTAN
KUZEY HOLLANDA EMNİYET MÜDÜRÜ

MEHMET DOĞAN
KRALTV YURTDIŞI YAYIN MÜDÜRÜ

MEHMET KARATAŞ
İŞ ADAMI

MEHMET GÜÇ
EMEKÇİ

MİKAİL ÇOŞKUN
İŞ ADAMI

Mustafa YAŞAR
YÖNETİCİ

MÜMİN YANIK


NİHAL SANER
SANATÇI

ÖMER AVCI
İŞ ADAMI


ÖMER ULUÇ
EĞİTİMCİ / İŞADAMI

SABİT İNCE
GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR

SAYİT ÖZGAN
İŞ ADAMI

SERDAR ÖNLÜ
İŞ ADAMI

ŞEVKET TURGUT
SANATÇI

SERKAN VURAL


TUNAHAN
SANATÇI

TUNCAY TÜRKMEN
İŞ ADAMI

YAKUP ESKİTÜRK


YÜKSEL DÜKAN
İŞ ADAMI

YUSUF SEVGI
İŞ ADAMI



REKLAM YERİ
Sabit İnce
 
İNAN

İnan

-aşık Obalı'ya ithaf-

İnsan olsak insanlardan selamı

Kesmezdik ozanım kesmezdik inan

...
Diğer Yazıları
DERNEKLERİMİZ


ALFABETİK SIRAYA GÖRE


Abusağı Derneği

Akköylüler Derneği

Altıpınarlılar Dayanışma Derneği

Avanoslular Dayanışma Derneği

Başdere Derneği

Çalış Kardeşlik Derneği

Dadağı Köyü Derneği

Göynüklüler Dayanışma Derneği

Kızılagıl Dayanışma Derneği

Özkonaklılar Derneği

Nevşehir İli Kültür ve Yardımlaşma Derneği

Avrupa Mahmatlılar Dostluk Derneği

Sarılar Derneği

Avrupa Tuzköylüleri Derneği

Bursa Nevşehirliler derneği

Yüksekli Derneği








REKLAM VER
Kayan Haber
GOOGLE REKLAM

















Bu kitabın tam metnini arayın









KOZAKLI HABERLERİ
KOZAKLI HABERLERİ
GOOGLE REKLAMLARI
HABER50.COM HABER