KAPADOKYA KÜLTÜR DERNEGI KAPADOKYANIN DÜNYAYA AÇILAN KAPISI
MENÜ
Ana Sayfa
Kapadokya
Ziyaretçi Defteri
Etkinlikler
Kapadokya Resimleri
Nevşehir
Derneğimiz
Youtube
Karışık
Destekleyenler
Resmi Linkler
Dost Siteler
İletişim
Videolar
Şiir YarışmasıI (yeni)
Ajanda(Yeni)
Kapadokya Kitabı (yeni)
İlanlar
Yazarlarımız
Duyurular
Firmalar Rehberi
NEVŞEHİRLİLER LİSTE
ÜYE FOTO GALERİ
sabit ince


 
ÜYE ETKİNLİKLERİ
Bu kaynağı görüntülemeye yetkili değilsiniz.
Oturum açmalısınız.
ÜYE MESAJ KUTUSU

SİTEDEKİ ÜYELER
Çevrimiçi Kullanıcı Yok
Şiirler-Şairler
Lütfen şiirlerini görmek istediğiniz şairlerin baş harflerini tıklayınız
A B C D E F G H I İ J K L M N O Ö P Q R S Ş T U Ü V W X Y Z

Popüler Şairler
Popüler Şiirler
ŞİİR ŞÖLENİ VİDEO FİNAL
Video 2
Video 3
SAYAÇ
Bugün69
Dün275
Bu Hafta1313
Bu Ay8288
Toplam433033
Reklam Ver
Googlede Ara
HÜSEYİN TÜRKMEN
Hüseyin Türkmen
ŞİİRLERLE MUHSİN YAZICIOĞLU
Şiir hayatımızdaki bilinen ve bilinmeyen güzellikleri ortaya çıkaran bir çalışmad...
Diğer Yazıları
Syndicate
Statistics
GİRİŞ SAYFAN YAP
Kapadokya Kültür Derneği
 
ANADOLUYUM BEN TANIYOR MUSUN?
"Anadolu'yum ben tanıyor musun?.."
Diğer Yazıları
ONLİNE SOHBET
Chat Online
Sohbet Etmek İçin
Burayı Tıklayın.

Kapadokyalıların Sitesine Hoşgeldiniz
Advertisement
ALİMLER / VELİLER PDF Yazdır e-Posta
Değerlendirme: / 0
Yazan kapadokya   
Pazar, 24 Haziran 2007
Kapadokya bölgesinde yetişen Alimler Veliler.
Son Güncelleme ( Pazar, 24 Ağustos 2008 )
 
Ürgüp'lü Hayri Efendi PDF Yazdır e-Posta
Değerlendirme: / 0
Yazan kapadokya   
Pazar, 24 Haziran 2007
ÜRGÜPLÜ MUSTAFA HAYRİ EFENDİ
Yazmak sorumluluk ister. Yazının birçok kimse tarafından okunacağını düşünerek yazım hususunda dikkatli olunması gerekir. Yazarak veya konuşarak ikinci şahıslara ne verdiğine çok ama çok dikkat etmeli. Ben de yazdığım yazılarımda buna dikkat etmeye çalıştım. Özellikle biyografi yazılarımda, ilmi, gayreti, ahlakı ve mücadelesiyle örneklik teşkil eden kimseleri seçmeye gayret ettim. Biyografi yazılarımda da çok eskilere ait şahıslardan ziyade bizlere daha yakın zamanda yaşayan zevatın hayatlarını yazmanın daha faydalı olacağı kanaatindeyim.

Bundan hareketle bu defa sizlere Nevşehir\Ürgüp'de doğan ve Osmanlı'nın son dönemine damgasını vuran bir zatı yazmayı uygun buldum.

Trablusgarp vilayeti Evkaf Müdürü Abdullah Avni Efendi'nin mahdumu Hayri Efendi, 1867 yılında Ürgüp'te doğdu. İlmiye sınıfına mensup bir aileden gelen Hayri Efendi birçok alanda muhtelif kişilerden dersler almıştır. İlk öğrenimini amcasından alan Hayri Efendi Mahmut Efendi'den Hat, Halim Efendi'den Arapça dersleri aldıktan sonra 1883 yılında ağabeyi ile birlikte ilmin merkezi İstanbul'a gitti. İki yıl süren bu İstanbul seyahatinde Hayri Efendi, Fatih Başkurşunlu Medresesine kaydoldu. Hayri Efendi medrese derslerinin yanında medresenin dışında da farklı kişilerden muhtelif dersler aldı.

Bu iki yılın sonunda memleketi Ürgüp'e dönerek buradan Kayseri'ye geçti. Kayseri'de yerleştiği Yağmurlu Medresesinde; Kazım Efendi'nin sabah, Karakimseli Hacı Efendi'nin akşam derslerine devam etmiştir.

Bilahare İstanbul'a giderek yeniden Başkurşunlu Medresesine kaydoldu ve burada 8 yıl eğitim gördü. Burayı bitirdikten sonra, kaydolduğu Mekteb-i Hukuku da bitirmiş ve ilk memuriyetine Bursa'da müderris olarak başlamıştır.

YAPTIĞI VAZİFELERİ
O dönemin yetişmiş insanları öyle görevlere getirilmiş ki saymakla bitmez. Hatta yaptıkları bazı işlerin, aldıkları vazifelerin günümüzde karşılığı dahi yoktur. Hayri Efendi de öyle birisi. İlk görevinden sonra Adliye'ye geçerek sırasıyla; Maraş, Trablus-Şam Bidayet Mahkemesi Müdde-i Umum Yardımcılığı ve Lazkiye Sancağında muhtelif görevlere getirilen Hayri Efendi, II. Meşrutiyet'e kadar Adliye Nezareti (Adalet Bakanlığı)nde çeşitli görevlerde bulundu.

Suriye, Manastır, Selanik gibi dönemin büyük merkezlerinde vazife yapan Mustafa Hayri Efendi, içten içe merak duyduğu siyasî çalışmaları da takip etmekteydi.

II. Abdülhamit döneminde, İstanbul, Suriye ve Selanik'te genç zabit ve mekteplilerin kurdukları siyasi teşekküllere ilgi duyan Hayri Efendi, bazılarında fiilî görev almış, Selanik'te ceza reisi iken İttihat Terakki Cemiyeti bünyesinde önemli hizmetlerde bulunmuştur. II. Meşrutiyet döneminde İttihat Terakki Fırkası'ndan Niğde mebusluğuna adaylığını koyarak, Meclis-i Mebusana girmiştir.

Bilahare Darülfünun Hukuk Şubesi Mecelle Müderrisi daha sonra da Meclis-i Mebusan birinci reis vekili oldu. II. Mahmud dönemiyle başlayan yenilik hareketlerini, özellikle ulemanın desteği olmadan gerçekleştirmenin zorluğu Padişah tarafından biliniyordu. İlk etapta ilmiye sınıfı bu tür yenilikleri tasvip etmiyordu. Zaman ilerledikçe ve devlet ricalinin teşviki ile ilmiyede çözülmeler başladı ve yenilik hareketlerinin içinde ulema (ilmiye sınıfı) yer almaya başladı. Nitekim yenilik hareketine katılan ulema arasında Mustafa Hayri Efendi de yer alıyordu. (1)

Öyle ki İbrahim Hakkı Paşa kabinesinde, önce Evkaf-ı Hümayun nazırlığına, sonra sırasıyla, Dahiliye, Orman ve Meadin nezaretlerine vekalet eden Hayri Efendi işlerinin yoğunluğunu bahane ederek, bu görevleri terk etti. Küçük Said Paşa'nın kabinesinde Adliye nezareti ile Şuray-ı Devlet başkanlığına asaleten atanan Ürgüplü Mustafa Hayri Efendi 16 Mart 1914'de Şeyhülislam oldu.

ŞEYHULİSLAM HAYRİ EFENDİ
Hayri Efendi'nin en önemli vazifelerinden biride hiç şüphesiz Şeyhülislamlık görevi. Bunu da anlamlı kılan olay "Cihad-ı Ekber" ilan etmesi. Nitekim 1914'de fevkalade (olağanüstü) olarak toplanan kabinede 1. Dünya Savaşına girme temayülü ağır basınca bazı nazırların istifa etmesine rağmen, Evkaf Nezaretine de vekâlet eden Şeyhülislam Hayri Efendi harbin gerekliliği hususunda ısrar etmiş, kabinenin kararından sonra da Cihad-ı Ekber fetvasını vermiştir. Geçmişteki Haçlı Seferlerini örnek vererek açıkladığı Cihad-ı Ekber fetvasını şu beş esas üzerine temellendirmiştir:
1. Padişahın cihad emrine herkesin katılmasının farz olduğu.
2. İslam Hilafetini ortadan kaldırmak isteyen, Rusya, İngiltere ve Fransa idaresinde olan bütün müslümanların bu devletler aleyhine birleşmesinin şart olduğu,
3. Bu farziyete rağmen cihada katılmayanların ağır cezaya düçar olacakları.
4. İslam (Osmanlı) askerini öldüren yukarıdaki devletlerin tebaası müslüman askerlerin büyük günaha girecekleri.
5. İngiltere, Fransa, Rusya, Sırp, Karadağ hükümetleri idaresinde bulunan müslümanların, İslam Devletine yardımcı olan Almanya ve Avusturya aleyhine harp etmelerinin bu devletin zararına olacağı için büyük günah olduğu.

İhtiva ettiği maddelere bakılacak olursa cihad-ı ekber anlayışının muhtırası oldukça geniştir. Bundan dolayıdır ki bu fetvayı okuyan ve değişik memleketlerde yaşayan müminler bu savaşa katılmak için yoğun çaba sarfetmişler. Çanakkale savaşı için Avusturya'dan gelmek isteyen, dondurmacı ile kasabın durumu dikkat çekicidir. (2)

Hayri Efendi ile ilgili izahında Yılmaz Öztuna: "Nezaret uhdesinde kalmak üzere, Evkaf Nazırlığından meşihate getirilmiş, her iki görevinde de mühim işler başarmıştır. Adliye Nazırlığında da bulunmuştur. Büyük Vakıf hanlarını o yaptırmıştır." (Büyük Türkiye Tarihi, C.7, s. 3037) sözleriyle kaos ortamında isabetli işler yaptığını ifade etmektedir.

Sultan Reşad devri Şeyhülislamlarından olan Ürgüplü Mustafa Hayri Efendi 1916 yılına kadar bu vazifeyi sürdürmüştür. Ayrılmasına sağlık sebeplerini göstermekle beraber ittihat Terakkî'nin yanlış uygulamaları ve özellikle Talat Paşa'yla aralarındaki ihtilaflı hususlar ayrılmasını gerektiren en önemli etkendir.

VAHDETTİN DÖNEMİ VE BİR TAVIR
Vahdettin döneminde Adliye Nazırlığını üstlenen Hayri Efendi, bilahare 1. Dünya savaşı sonrasında imzalanan anlaşma gereğince İstanbul'u işgal eden İngilizler tarafından birçok arkadaşı gibi o da Malta'ya sürgüne gönderildi. Orada rahatsız olunca serbest bırakıldı. Daha sonra Roma'ya geçti. Papa kendisiyle görüşme teklifinde bulunduğunda; "Anadolu'daki Yunan zulmünü durdurma konuşunda bir girişimde bulunması koşuluyla görüşebileceğini ifade etmiştir." (Bu buluşma sağlanamamıştır.)

İstanbul hükümetinin icraatlarını beğenmeyen Hayri Efendi Anadolu'ya geçer. Ankara'da Mustafa Kemal'le görüşür. Kendisine yapılan görev teklifini rahatsızlığını bahane ederek reddettikten sonra, memleketi Ürgüp'e gelerek ömrünün geri kalan kısmını orada geçirir. İki defa başbakanlık yapan Suat Hayri Ürgüplü ile milletvekilliği yapan Dr. Av. Münip Hayri Ürgüplü'nün babası olan Mustafa Hayri Ürgüplü 7 Temmuz 1921 yılında vefat etmiştir. Kabri Ürgüp Cami-i Kebir bahçesindeki aile kabristanındadır.

Medreselerdeki fizikî düzenlemelerin yanı sıra ders programları üzerindeki yenilikleri "Teşkilat-ı Hayriye" namı ile anılmıştır. Medresetü'l Vaizîn, Medresetü'l-Hattatîn ve Medresetü'l-Kudat namıyla yeni medreseler kurmuştur. Medreselerde dinî derslerin yanı sıra sosyal ve teknik derslerin de okunmasını sağlamıştır. 54 yıllık ömründe dolu dolu bir hayat sürmüştür. (3)

Onun ve onun gibilerin yolundan gidecek yeni nesillere ne çok ihtiyaç var.

Kaynakça
1. İslamcıların Siyasî Görüşler, İsmail Kara, İz Yayıncılık, İst. 1993, s. 46
2. Bir Destandır Çanakkale, V. Valekasou
3. Çanakkale savaşları ve Gezi Rehberi, Talha Uğurluel
4. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, c. 17
Son Güncelleme ( Pazar, 24 Ağustos 2008 )
 
Damat İbrahim Paşa PDF Yazdır e-Posta
Değerlendirme: / 0
Yazan kapadokya   
Pazar, 24 Haziran 2007

 

 

Sultan Üçüncü Ahmed Han devrinin meşhur sadrâzamı. Enderûn-i Hümâyûndan, yâni Osmanlı Saray Üniversitesinden yetişen sadrâzamların on üçüncüsü ve Osmanlı sadrâzamlarının yüz otuzuncusudur. İzdin (Zeytin) Voyvodası Ali Ağanın oğlu olan İbrâhim Paşa, Nevşehir’de dünyâya geldi. İş bulmak için İstanbul’a gelmiş ve Eski Saray masraf kâtibi Mustafa Efendinin delâletiyle (tavsiyesiyle) 1689’da sarayın helvacı ocağına, daha sonra eski saray baltacıları ocağına kaydolmuştur. İbrâhim Efendi, hizmetleri ile yükselip Dârüssaâde ağasının yazıcı halîfesi olarak Pâdişâhın bulunduğu Edirne’ye gitti. Şehzâde Ahmed’in pâdişâh olmasından sonra 1703’te Dârüssaâde ağası yazıcılığına tâyin edildi. Bu vazîfedeyken pâdişâhın îtimât ve teveccühünü kazandı. Ancak, Sadrâzam olan Çorlulu Ali Paşa, onu Edirne’ye gönderdi.

1715’te Mora Seferine çıkan Vezîriâzam Şehid Ali Paşa, İbrâhim Efendiyi mevkûf âtçılıkla berâberinde götürdü. Buranın alınmasından sonra da tahrir (kâtiplik) işi ile vazîfelendirildi.

İbrâhim Efendi, 1716 yılında Avusturyalılarla yapılan Varadin Muhârebesinde bulundu. Mağlûbiyetten sonra vaziyeti Pâdişâha arz etmek üzere bir arîza ile ordu tarafından Edirne’ye gönderildi. Sultan Üçüncü Ahmed, çok güvendiği İbrâhim Efendiyi geri göndermeyerek birinci rûznâmeci yaptı. Birkaç gün sonra da 3 Ekim 1716’da sadâret kaymakamlığına tâyin eyledi.

İbrâhim Paşa, 1717’de Şehid Ali Paşanın ölümüyle dul kalmış bulunan Sultan Üçüncü Ahmed Hanın kızı Fâtıma Sultanla nikahlanarak “Dâmâd” oldu. İbrâhim Paşanın teşebbüsleri sâyesinde Avusturyalılarla sulh yapılmasının kararlaştırılmasından sonra, 1718’de vezîriâzamlığa getirilerek Avusturya ile Pasarofça Muâhedesini imzâladı. Aynı yıl Venediklilerle de sulh yapıldı.

İbrâhim Paşanın on üç yıl süren sadrâzamlığı zamânında İran ile savaş yapıldı. Ancak sulhtan sonra devlet bir huzur dönemine girmiştir.

Lâle ve Çırağan, Sâdâbâd ve diğer mesîrelerde, helva sohbetleri düzenlenmesi de bu dönemde oldu. Bunun yanı sıra ilk matbaanın tesisi ve sanâyi tesislerinin kurulması, onun gayretleri ile gerçekleşti. İbrâhim Paşa, Eylül 1730’da meydana gelen Patrona Halil İsyânında âsîler tarafından işkence ile öldürüldü.

Devlet işlerine vâkıf, düşünceli, mûtedil, kadirşinas, kâbiliyetli insanların kadrini bilen bir devlet adamıydı. Pâdişâhın teveccühünü (sevgi ve yakınlık) kazanmakla ve bütün işleri eline almakla şımarmamış, kendisine fenâlık yapanlara dahi iyilikte bulunmuştur.

Dâmat İbrâhim Paşanın hayır eserleri oldukça fazladır. Bunların başında, zevcesi Fâtıma Sultanla berâber İstanbul’da Şehzâde Câmii yakınında yaptırdıkları dershâne (Dârülhadîs), talebeye mahsus odalar, sebil, kütüphâne gelir. İstanbul’un muhtelif yerlerinde çeşme, sebil ve mesîre yerleri yaptırmıştır. Ayrıca doğum yeri olan ve o târihte Niğde’ye bağlı olan Muşkara köyünü, başka yerlerden ahâliyi getirip, aşîretleri iskân ile burayı kazâ yaptı ve kasabayı sur ile genişletti. Muşkara adını kaldırıp Nevşehir diye adlandırdığı bu yerde iki câmi, bir medrese ve medrese talebesiyle fakir halk için imâret yaptırdı.

İstanbul’da kitap satan esnafta bulunan nâdide kitapların, ucuz fiyatla satın alınarak Avrupa’ya gönderildiğini öğrenen İbrâhim Paşa, bu eserlerin yurtdışına çıkışını yasaklayıp kütüphâneler tesis etti. Ayrıca İstanbul’da bir çini fabrikası ve çuha fabrikasının yanında Hatayî ismi verilen kumaş fabrikasının tesisi, İbrâhim Paşanın gayret ve çalışmalarıyla olmuştur. Lâle devri ile başlayan park ve bahçecilik de bu gayretli sadrâzam sâyesinde gerçekleşti. Ancak, 1730 yılındaki Patrona Halil İsyânı ile yakılıp yıkılan bu bahçelerin benzerleri daha sonra Avrupa’da görüldü.

Damat İbrahim Paşa tarafından 1726-1727 yıllarında yaptırılan külliye, camii, medrese, imaret, sıbyan mektebi, hamam, kervansaray, çeşmelerden ibarettir.

Damat İbrahim Paşa Külliyesi içinde yer alan Kurşunlu Camii 1726’da tamamlanmıştır. Caminin hemen yanında külliyeye ait medrese, kütüphane ve imarethane ile hamam bulunur. 3 kapılı bir avlu içinde caminin 44 m yüksekliğinde zarif bir minaresi vardır. Ana mekanı örten kubbesi kurşunla kaplandığı için bu adla anılır. Caminin iç kısmı çiçek motifleriyle bezenmiştir. Külliyenin inşaatında çalışacak ustalar hassa Mimarı Mehmet Ağa ve bina emini İsmet Ağazade Seyid Mustafa Ağa’yla birlikte İstanbul’dan gönderilir.Hassa Mimarbaşı’na, bina eminine ve Muşkara Kadısı’na İbrahim paşa tarafından yazılan bir hükümle, külliyenin inşaatı için Muşkara’ya giderken Gebze’de durarak Çoban Mustafa Paşa Külliyesi yapılarını inceleyip resimlerini çıkararak (muhtemelen rölöve ve eskizler yaparak) yollarına devam etmeleri, “Başkentten uzak bir yerde yapılıyor.” diye İstanbul’da yapılan külliye yapılarından daha az itina gösterilmemesi bildirilmiştir. Aynı hükümde mimarbaşının inşaatın giderlerinin keşfini yapıp gerekli keşif defterlerini ve vesikalarını hazırlayıp İstanbul’a dönmesi, eğer inşaatla ilgili görüşülecek bir şey varsa bina emininin de İstanbul’a dönebileceği, aksi takdirde İstanbul’dan gelen ustalarla birlikte çalışmalara başlaması, inşaata başlangıçta 5000 kuruşun ayrıldığı ve keşif defterleri İstanbul’a geldikten sonra kesinleşen masraf toplamına göre tahsisatın arttırılabileceği bildiriliyordu (1726). Bina emini Seyid Mustafa’nın inşaat başladıktan bir müddet sonra ölümü üzerine yerine atanan Osman Ağa da ölünce yerine inşaatın kontrolüne bina emini olarak Mustafa Ağa atanır. Mustafa Ağa’nın bina emini olduğu sırada, İbrahim Paşa İstanbul’daki yalılarını inşa eden Serkis Kalfa’yı külliyenin inşaatını kontrole yollar.

Külliyenin inşaatına başlanırken inşaatta çalışacak arabacı ve taşçıların temini için Niğde, Kayseri, Kırşehir, Sivas, Aksaray kadılarına ve o civarda oturan Boynu İnce Türkmenleri’nin boy beylerine hükümler yazıldı. İnşaatta kullanılacak kireç Kayseri’nin Urum Diken kireç ocaklarından alınıp Boynu İnce Aşireti tarafından batmanı bir akçeye Muşkara’ya taşınacaktı. Külliye yapılarından camii, medrese, kütüphane, mektep ve hamamın kitabeleri İstanbul’da hazırlanarak Muşkara’ya gönderilmiştir.

Damat İbrahim Paşa Camii
88 m boyunda, 44 m eninde dikdörtgen planlı bir avlu ile çevreli olan Camii’ye halk arasında Kurşunlu Camii de denmektedir. Cami’ye üç kapıdan girilir. Ana giriş avlu kapısının kuzeybatısında olup kapı üzerinde Şair Nedim’e ait bir mermer kitabe yeralmaktadır. Güney duvarındaki giriş kapısı ise yolun seviyesinden dolayı yüksekte kaldığından avluya merdivenlerle inilmektedir. 3. kapı ise doğudadır.

Camii giriş kapısı ve mihrap ekseni üzerinde şadırvan yer alır. Şadırvanın örtüsü kagir bir kubbe ve onu çevreleyen iki metre genişliğinde sekizgen, ahşap saçaktan meydana gelmiştir. Bu örtüyü sekizgen kesitli, sekiz adet sütun taşır. Sütunlarından aralarında siyah, beyaz almaşık düzende örülmüş sivri kemerler vardır. Şadırvanın mermer olan su haznesi, oniki planlıdır ve çeşmelerin olduğu yüzeyler, köşelerde sütunlarla birbirinden ayrılmıştır.

Camii sahını 16.80x16x80 m ölçülerinde kare plandan yükselen sekizgene oturmuş kubbeyle örtülmüştür. Kıble aksında 6.00x6.85 bir mihrap önü nişi bulunur. Mihrap önü nişi, sahın zemininden 15 cm yüksektir. Kare planın köşelerindeki pandantiflere yarım kubbeler oturur. Dışta, sekizgenin köşelerinde inşa edilen ağırlık kuleleri ve alemleri Lale Devri’nin özeliklerini karakterize etmektedir. Yine dışta caminin köşelerinde yapıyı daha yüksek gösteren plastırlar bulunur.

Beden duvarları, bölgeye has kesme taşlarla örülmüştür. Bu duvarlarla kubbenin ağırlığını taşıyan altı adet, geniş yivli yarım daire kesitli plastr bulunur. Kubbeye geçiş pandantifler ve tromplarla sağlanmıştır. Trompların baş kemerleri sivridir ve alçıyla mukarnas başlığı olan yarım sütun görünümündeki plastrların üzerinden başlar. Kubbe eteğinde iç dış bükey profillerle elde edilen bir konsol üzerinde galeri yer alır. Yarım küre kesitli kubbenin tepe noktasında kubbe yüzeyinden girinti yapan sekizgen bir göbek bulunur. Göbeğin ortasında mukarnaslı sarkıt vardır.

Caminin giriş kapısı ahşap kanatlıdır. İçte ve dışta sivri kemerli nişler içerisine yerleştirilmiştir. Mermer profillerden oluşan bir çerçeve içindeki bu giriş kapısının yanlarında küçük birer niş bulunur. Son cemaat yeri beş kubbelidir.Üç basamakla çıkılan giriş döşemesinden 30 cm yüksekliktedir. Mermer mukarnaslı başlıkları olan mermer sütunlar üzerine oturmuştur. Sütunlar arasında sivri kemerler bulunur.

Kuzeydoğu köşesinde bulunan minareye son cemaat yerinden basık kemerli bir kapıyla çıkılır. Kaide kısmı beden duvarın üst koduna kadar yükselir. Gövdesi ve şerefesi onaltıgen plana sahip minarenin sivri külahı kurşunla kaplıdır. Şerefesi barok tarzdadır.

Cami dört sıra pencerelerle aydınlatılmış olup üç sırası sivri kemerli ve vitray camlıdır. Camide iç mekanda mihrap, minber, galeride dış mekanda cami portalinde, son cemaat yerinde mermer üzerinde, minare şerefesi altı ve şadırvan kemerlerinde yöreye has taş üzerinde uygulandığı görülür. Mihrap, profillerden meydana gelen dikdörtgen çerçeve içinde üzeri altı sıra mukarnas dizisiyle kapanmış nişten oluşmaktadır. Camide mermer işçiliği ile birlikte Lale Devri bezeme anlayışının en yoğun uygulandığı yer minberdir. Minber merdivenini taşıyan üçgenin alt kısmında dikdörtgen karelerin oluşturduğu yedi çerçeve vardır ve içlerinde kedi gözü bulunmaktadır. Bunlardan minber kapısı tarafında olan iki tanesinin içi oyulmayıp bu boşluğa vazo içerisinde çiçek buketi kompozisyonu yapılmıştır. Çiçek buketi, buğday başağını andıran laleler, yapraklar ve natüralist üslupta çiçeklerden oluşmaktadır. Merdiven boşluklarıyla bu kedi gözlerinin oluşturduğu çerçeveler arasında kalan üçgen yüzeyin ortasında birer gülbezek motifi yerleştirilmiştir.

Medrese
Camiiyle aynı platform üzerinde Cami-i Kebir Caddesi’nin batısında bulunan medrese bugün Damat İbrahim Paşa Halk Kütüphanesi olarak kullanılmaktadır. Dikdörtgen planlı olan medresenin revaklı bir avlusu, bu avlunun etrafında dizilmiş onyedi medrese odası, bir baş odası vardır.

Medrese giriş kapısı, dikdörtgen bir çerçeve içinde, taşları geçmeli olarak örülmüş, basık kemerli bir kapıdır. Üzeri kurşun kaplı bir saçakla korunan kapının üzerinde, dikdörtgen çerçeveyle kemer arasında Seyyit Vehbi’ye ait 1139 tarihli kitabe yer alır. 7.50x7.50 m ölçülerindeki baş odanın giriş kapısı güney cephesindedir ve medresenin giriş revağına açılır. Üzerinde Nedim’e ait bir kitabe yer alır.

İmaret
İmaret bugün aşevi olarak kullanılmaktadır. Cami-i Kebir Caddesi’nin batısındaki yapı grubunda, sıbyan mektebi ile medrese arasında yer alır. İki oda, bir mutfak, tuvaletler,kayaya oyulmuş depodan meydana gelir. Mutfak kare planlıdır, istinad duvarına güneybatı köşesinden birleşiktir. Arada kalan üçgen alanın yarısı depo, yarısı da mutfağın ocağı olarak kullanılmaktadır. Mutfağın kubbesine geçiş pandantiflerle sağlanır. Kubbenin tepesinde ise sekizgen bir aydınlık feneri bulunur.

Sıbyan Mektebi
İmaretin güneyinde, bir kayanın üzerine inşa edilmiş olan sıbyan mektebi ve avlusu, diğer yapılardan daha yüksek bir kottadır.Dikdörtgen planlı bir dershane ve dershanenin güneyinde iki üniteli revaktan oluşan bir plan şeması vardır. Üçgen bir arsa üzerindeki sıbyan mektebinin batı ve güneyinde üçgen birer avlu bulunur. Batıdaki küçük avluda, imarete geçişi sağlayan merdivenler bulunur. Cami-i Kebir Caddesi’ndeki giriş kapısından güneydeki avluya çıkılır. Tek sütun ve üç yandan duvarlarla taşınan revağın kubbe olan örtüsüne pandantiflerle geçilir. Revağın sokak cephesinde bir penrere bulunur. Dershanenin ise ikisi sokağa, ikisi imaret avlusuna, biri revağa açılan beş penceresi vardır. Örtüsü aynalı tonozdur.

Hamam
Külliye’nin kuzeyinde, Cami-i Kebir Caddesi’yle Belediye Caddesi’ni birleştiren yokuş üzerinde kervansarayın karşısında yer alır. Hamamın soğukluk kısmı, beşik tonozla örtülü giriş eyvanı, yanlarda basık beşik tonoz örtülü birer oda, bunların açıldığı kare bir mekandan oluşur. Kubbe örtülü kare mekanın kubbesine geçiş, tromplar ve aralarındaki pandantiflerle sağlanır. Kubbe tepesinde sekizgen planlı aydınlatma feneri bulunur. Güneybatı ve güneydoğu duvarları boyunca taştan yapılmış bir sedir kuşatır. Ortasında sekizgen planlı fıskiyeli mermer havuz vardır.

Kervansaray
Bugünkü Belediye Caddesi’nden girilen kervansaray, cami avlusu altında yer alır. İki kısımdan oluşan kervansarayın beşik tonozlarla örtülü birinci kısmına giriş dört aksın içi boş bırakılarak sağlanmıştır. Bu mekanın batısında penceresiz dikdörtgen bir oda onun doğusunda uzun karanlık bir dehliz yer alır. Dehliz kaya içine oyulmuş,ortasında ayaklar bulunan büyük bir hacme geçit verir. Bugün kervansarayın dört açıklığından üçünün önü kısmen örülmüş, bir açıklık ile ikinci kısmın girişine demir parmaklıklı kapı takılmıştır. İkinci kısım birinci kısımdan daha alçaktır.

Çeşmeler
Cami avlusunun güney duvarı üzerinde ve sıbyan mektebi avlusunun köşesindeki istinad duvarı üzerinde olan iki çeşme bulunmaktadır. Cami avlusunun güney duvarındaki çeşme bezeme bantlarıyla ve silmeleriyle dikdörtgen bir çerçeve içindeki derinliği az, sivri kemerli bir niş içindedir. Su deposu, cami avlusu içerisinde yer alır. İstinad duvarındaki çeşmenin üst kısmında profilli bir saçak vardır. Vehbi tarafından yazılan kitabesi kemer üzerindedir.

Son Güncelleme ( Pazar, 24 Ağustos 2008 )
 
TEŞEKKÜR PDF Yazdır e-Posta
Değerlendirme: / 0
Yazan kapadokya   
Çarşamba, 16 Mayıs 2007

Kapadokya Kültür Derneği'nin Nevşehir ve Kayseri'de engelliler yararına gerçekleştirmiş olduğu ''HALK KONSERLERİ'nde bizlerden desteklerini esirgemeyen duyarlı hemşehrilerimize teşekkür ederiz.

      Bürokrat: 

Nevşehir Valisi                    : M. Asım Hacımustafaoğlu

Nevşehir Bld.Bşk Yrd.          : Yusuf Kaya

Avanos Kaymakamı             : Mehmet Ünlü

Avanos Bld.Başkanı             : Dr.Mustafa Körükçü 

Ürgüp Bld. Başkanı               : Bekir Ödemiş  

Göreme Bld.Başkanı             : Fevzi Günal 

Kayseri İl Kültür Müd.          : İsmet Tuymuş

Kapadokya Kültür Müd.        : Orhan Alp

Avanos Halk Eğt.Müd.          : Cafer Boran

Nevşehir Sakatlar Der.Bşk. : Ekrem Altıntaş

Anadolu Sakatlar Der.Bşk. :  Osman Kılıç

Kırcep Başkanı                    : Mustafa Bağ

Avanos Kaymakamlığı Çalışanları

Ayrıca bizlerden ilgi ve alakayı esirgemeyen Kasaba Belediye Başkanlarımız:

Mustafa Köroğlu, Habib Yılmaz, Recep Özbek, Erol Ünlüsoy, Celal Yiğit ve Ömer Faruk Şimşek


      BASIN:

Kapadokya Tv : Oğuz Özden ve Ekibi

Nevşehir Gazeteciler Cemiyeti Bşk: Asım Çapacı

Gül FM

Nevşehir'li Basın Mensuplarımıza

Kayseri'li  Basın Mensuplarımıza

DHA Muhabirleri : Mustafa Güleç ve Temel Elcivan

      SPONSORLAR:

ONUR HAVA YOLLARI

Altın Yazı Oteli              : Bünyamin Göksu ve Ekibi
Otel Mustafa                 : H.Hüseyin Kale ve Personeline
Göreme Balon Sahibine
Serhat Mobilya             : Mustafa Akkuş
Güvendik Mağzası        : Mehmet ve Mesut Finas
Özaltın                          : Taner Özaltın
Bilgin Bilgisayar           : Timur Bilgin
Karacalar                     : M.İrfan Karaca
Simtel Ofset                 : Bayram ve Tevfik Ekinci
Beştepe Restaurant     : Ahmet Ersoy
Safa Emlak ve Turizm : Mustafa Safa Adıgüzel ve Ekibine

      SANATÇILARIMIZ:

Nihal Saner
Ahmet Kandemir
Yusuf
Tunahan
Göksal
Nihat Demircan
Mete Gökşen

      TEKNİK EKİP:

Uzay Müzik Ekibinden : Koray, Mehmet Tekin, Serhat, Ayhan, Orkan Asanov

Yukarıda adı geçen veya adını yazmayı unuttuğumuz tüm hemşehrilerimize,  Engelliler ve Kapadokya Kültür Derneği adına sonsuz teşekkür ederiz.
Engelliler yararına düzenlenen ''Halk Konserleri'nin daha detaylı bilgileri ve fotoğrafları yine bu siteden yayımlanacaktır.

Saygılarımızla
Kapadokya Kültür Derneği
Yönetim Kurulu

 

 

 

 

 

 

:

:

Son Güncelleme ( Pazar, 24 Ağustos 2008 )
Devamını oku...
 
KAPADOKYA WEBCAM (Yeni) PDF Yazdır e-Posta
Değerlendirme: / 1
Yazan kapadokya   
Salı, 15 Mayıs 2007
KAPADOKYA'YI CANLI İZLEYİN.
Son Güncelleme ( Pazar, 24 Ağustos 2008 )
 
<< Başlangıç < Önceki 11 12 13 14 15 16 17 Sonraki > Son >>

Sonuçlar 127 - 135 / 147

Login Form





Şifrenizi mi kaybettiniz?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Ulusal Televizyonlar
Untitled Document
YÖNETİM KURULU
İSTİŞARE KURULU
KAPADOKYA KÜLTÜR DERNEGI KAPADOKYANIN DÜNYAYA AÇILAN KAPISI KAPADOKYA KÜLTÜR DERNEGI KAPADOKYANIN DÜNYAYA AÇILAN KAPISI
ALFABETİK SIRAYA GÖRE

ABDULLAH ÖZDEMİR
MEMUR


AHMET KANDEMİR
SANATÇI

ALİ SEYHAN
MEMUR

ALİ ŞAHİN
MEMUR

AYHAN YAVUZ
İŞ ADAMI

BATTAL KAVALCI
İŞ ADAMI

BÜNYAMİN GÖKSU
TURİZMCİ
Bünyamin Gömbel
iş adamı


CELALETTİN KANDEMİR
DİN ADAMI

DURMUŞ YILDIRIM
İŞ ADAMI

Efendi kına
Yönetici

ERKAN BEYTUR
GRAFİKER

FAHRETTİN YILDIRIM
İŞÇİ

HABİP SEYHAN
EMEKÇİ

HABİP YANIK
YÖNETİCİ

HAKAN GÜLTOP
İŞ ADAMI

HALİL KURT
SPOR ORGANİZATÖRÜ

HASAN KÜÇÜK
İŞ ADAMI

İBRAHIM BAŞER
İŞ ADAMI

IBRAHİM SEYHAN
EMEKÇİ

İBRAHİM GÖKGÜL
EMEKÇİ

MAHMUT KAPTAN
KUZEY HOLLANDA EMNİYET MÜDÜRÜ

MEHMET DOĞAN
KRALTV YURTDIŞI YAYIN MÜDÜRÜ

MEHMET KARATAŞ
İŞ ADAMI

MEHMET GÜÇ
EMEKÇİ

MİKAİL ÇOŞKUN
İŞ ADAMI

Mustafa YAŞAR
YÖNETİCİ

MÜMİN YANIK


NİHAL SANER
SANATÇI

ÖMER AVCI
İŞ ADAMI


ÖMER ULUÇ
EĞİTİMCİ / İŞADAMI

SABİT İNCE
GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR

SAYİT ÖZGAN
İŞ ADAMI

SERDAR ÖNLÜ
İŞ ADAMI

ŞEVKET TURGUT
SANATÇI

SERKAN VURAL


TUNAHAN
SANATÇI

TUNCAY TÜRKMEN
İŞ ADAMI

YAKUP ESKİTÜRK


YÜKSEL DÜKAN
İŞ ADAMI

YUSUF SEVGI
İŞ ADAMI



REKLAM YERİ
Sabit İnce
 
İNAN

İnan

-aşık Obalı'ya ithaf-

İnsan olsak insanlardan selamı

Kesmezdik ozanım kesmezdik inan

...
Diğer Yazıları
DERNEKLERİMİZ


ALFABETİK SIRAYA GÖRE


Abusağı Derneği

Akköylüler Derneği

Altıpınarlılar Dayanışma Derneği

Avanoslular Dayanışma Derneği

Başdere Derneği

Çalış Kardeşlik Derneği

Dadağı Köyü Derneği

Göynüklüler Dayanışma Derneği

Kızılagıl Dayanışma Derneği

Özkonaklılar Derneği

Nevşehir İli Kültür ve Yardımlaşma Derneği

Avrupa Mahmatlılar Dostluk Derneği

Sarılar Derneği

Avrupa Tuzköylüleri Derneği

Bursa Nevşehirliler derneği

Yüksekli Derneği








REKLAM VER
Kayan Haber
GOOGLE REKLAM

















Bu kitabın tam metnini arayın









KOZAKLI HABERLERİ
KOZAKLI HABERLERİ
GOOGLE REKLAMLARI
HABER50.COM HABER